1 Mayıs’a Dair

1 MAYIS DEVLETİN ÇİZDİĞİ SINIRLARA HAPSEDİLEMEZ

Devrimcilerin sustuğu yerde

ülkenin nabzı durur!

İnsanlık tarihi, ezen ile ezilen arasındaki mücadelenin tarihidir aynı zamanda! İşçi sınıfı ve emekçilerin tarihsel süreçteki mücadele deneyimleri, bazı özel günlere adını vermiştir. Ödenen ağır bedeller ve yaratılan değerler emekçiler için yeni mevzileri kazanma sebebi olmuş ve böylesi özel günler de özel çabaları gerekli kılmıştır. İşçi sınıfının ve emekçilerin tarihinde en özel yere sahip olanı ise kuşkusuz 1 Mayıs’tır.

Ülkemizde son birkaç yıldır 1 Mayıs’lar Taksim üzerinden konuşuldu. Ülkenin kalbi olan meydanları emekçilere kapatan devlet, uyguladığı faşist şiddet ile emekçilerin yakıcı taleplerini gölgede bırakmayı başarmıştı. Bilindiği gibi baskı ve şiddeti esirgemeyen aynı devlet, 1 Mayıs’ı bayram ilan ederek sicilini temize çıkarmaya çalışmıştı. Bu sene ise Taksim konusunda tüm yetkileri İstanbul Valisi’ne verdiğini açıklayan hükümet, başka bir hesapla hareket etmektedir.

Devletin amacı ehlileştirilmiş 1 Mayıs’tır. Bu amacına ulaşmak için konfederasyonları etkili bir şekilde kullanmaya başlamıştır. Bu sendikaların çoğu bugüne kadar bırakın Taksim talebini, 1 Mayıs kutlaması girişiminde dahi bulunmamıştır. Devlet güdümlü bu sendikaların sürece ortak edilmesinin bir tek anlamı vardır; o da, son üç yıldır devrimcileri alana almayan polisin işini, bu sene konfederasyonlara yaptırmaktır. Sendikal bürokrasinin tek amacı; 1 Mayıs’ın içini boşaltıp, devletin yürüttüğü ehlileştirme politikalarına destek olmaktır. DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, Hürriyet Gazetesi’nde yayımlanan 17 Nisan tarihli bir röportajında; alanda uzun süre kalmayacaklarını, işçilerin sıkıldığını, ayrıca radikal grupların alana hakim olma riski bulunduğunu, alana işçi olmayanları davetlileri olarak götürebileceklerini belirtmiştir. TÜRK-İŞ Genel Başkanı Mustafa Kumlu ise atılacak slogandan, taşınacak pankarta kadar her şeyin belirlendiğini ve yeterince güvenlik önlemi alarak sorun çıkmasını engelleyeceklerini açıklamıştır.

Taksim, atanmış tertip komitesinin gölgesinde özgürleşemez. Devrimcilerin devre dışı bırakılarak, kürsünün devlet beslemesi sendikalara terkedilmesi, daha önceki yıllardaki polis engelinden daha vahim bir tehlike olarak algılanmalıdır. Çünkü sistem, uzun zamandır emekçileri sendikalardan yalıtmaya, sendikalarla devrimciler arasına da duvarlar örmeye çalışmaktadır. İşçi sınıfının devlet güdümlü sarı sendikalar tarafından alanda yönlendirilmek istenmesi, uzun vadeli hasarlara yol açacak nitelikte bir tehlikedir.

Zorlu savaşların sonunda alınan yenilgiler, kolay zaferlerden daha değerlidir. Sol, kendine ait olmayan zaferleri kutlama kolaycılığından kurtulmalıdır. Emperyalizmin ihtiyaçları çerçevesinde gerçekleştirilen açılımlar nasıl ki demokratikleşme değilse, Taksim’in devrimcilere kapatılması da zafer değildir. Devletin, emekçileri sistem içi sınırlara hapsetme politikaları doğru okunarak alternatifler geliştirilmelidir.

Devletin bütün kirli oyunları bozulabilir. Çünkü biz devrimciyiz, Devrimci Yol’cuyuz. Devrimin ciddi bir iş olduğunu, zaferlerin de kolay kazanılmayacağını biliyoruz. Biz, halkın devrimci muhalefetinin tutkalı olan bir ırmakta akıyoruz. Onun için emekçilerin yakıcı taleplerini ortak dilimiz belleyip, devrimci dostlarımızla birlikte 1 Mayıs alanına girmeyi mutlaka başaracağız. 1 Mayıs kürsüsü, halkın kürsüsüdür. Halkın kürsüsünü devlet güdümlü sendikalardan kurtarmak en önemli görevlerimizden biridir.

İşsizliğe, yıkım yasalarına, gericiliğe, ırkçılığa karşı kitleleri 1 Mayıs’a taşıma, 1 Mayıs’ı kazanmanın birinci koşuludur. Bu gerçeği unutmadan çalışmalı ve devrimcilerin eylem birliğini örmek için bulunduğumuz her yerde çaba harcamalıyız. Ancak o zaman kürsüler halkın kürsüsü haline gelebilir. Ancak o zaman toprağın suya kavuşması gibi devrimcilerle kitleler buluşur. Çünkü devrimci değerlerle buluşmamış kitlelerin dönüştürücü bir yanı yoktur. İşte bu nedenle, 2010 1 Mayıs’ında;

  • -İşsizliğe
  • -Yoksulluğa
  • -Taşeronlaştırmaya
  • -Kölelik yasalarına

Sendikasızlaştırmaya karşı, demokratik taleplerimizi haykırmak ve hayata geçirmek içinDevrimci Yol Saflarına!

19 NİSAN 2010

DEVRİMCİ HAREKET