6 Mays’ı Unutmadık, Unutturmayacağız

DENİZLERİN İZİNDE DEVRİM YOLUNDAYIZ

Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan katledilişinin 39. yıl dönümünde, Galatasaray’dan 6. Filo’nun denize döküldüğü Dolmabahçe’ye yapılan bir yürüyüş ve basın açıklamasıyla anıldı. Birçok gençlik örgütü ve siyasal yapıların birlikte örgütlediği anma saat 16:30’da Galatasaray’dan başladı.

En önde “Kavgamızda Yaşıyorlar” yazan Üç Fidan’ın resminin olduğu ortak pankart taşındı. Ardına da tüm yapılar kendi pankart ve flamalarıyla sıralandılar. “Deniz Yusuf İnan Savaşa Devam”, “Yaşasın halkların kardeşliği!”, “Katil devlet hesap verecek!”, “Yaşasın devrimci dayanışma!”, “Devrim şehitleri ölümsüzdür!”, “Biji bıratiya gelan!”, “Emperyalistler işbirlikçiler 6. Filoyu unutmayın!”, “Mahir, Hüseyin, Ulaş kurtuluşa kadar Savaş!” sloganlarının atıldığı anma etkinliği basın metninin okunmasının ardından, ADALILAR’ın devrimci türkü ve marşlarıyla son buldu.

Basın Metni:

Bugün 6 Mayıs 2011. Bundan tam 39 yıl evvel bu devletin kirli tarihinin 3 devrimciyi; Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Arslan’ı katlettiği günün yıl dönümü. 6 Mayıs 1972, egemenlerin yaşadığımız coğrafyada emekçiler, ezilen halklar, kadınlar ve gençler üzerinde uygulamaya çalıştığı baskı ve saldırıların sembolleştiği tarihlerden biridir. 6 Mayıs, devlet tarafından idam sehpasına gönderilen üç cesur devrimcinin darağacına yürürken dahi devrim ve sosyalizm mücadelesine olan inançlarından hiçbir şey kaybetmedikleri, düşmanlarını ölüme giderken bile titrettikleri, destanlaşan günün adıdır.

İşçi sınıfı ve ezilen halkların kurtuluş mücadelesinin yolu her daim zorlu olmuştur. Devrim ve sosyalizm savaşçıları, hiç bir zaman bu zorlu yolda bedel ödemekten kaçınmamışlardır. Bu bedeller  tarihimizin şanlı sayfaları arasına adını yazdırmış, yolumuza ışık tutmuştur. Böylesi anlar açısından oldukça zengin olan mücadele tarihimizde, 6 Mayıs’ta katledilen Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Arslan’ın anısı kavgamızda yaşamaktadır.

Türkiye halklarının ve işçi sınıfının mücadele tarihi de devrimci miras içinde önemli bir yer tutmaktadır. 15-16 Haziran’ı, Kavel’i, Tarişi, Mahirleri ve İbrahimleri ile yaratılan bu tarihin 6 Mayıs 72’de cellatlarını devrim ve sosyalizm sloganlarıyla karşılayan Deniz, Hüseyin ve Yusuf da en eşsiz bir sayfasındadır. Emperyalizme karşı dünyanın her yanında süren başkaldırının doruk noktasına ulaştığı bir tarihsel süreçte ülkemizinde bunun dışında kalacağı düşünülemezdi. 60’lı yıllarında Türkiye’de işçi sınıfının nitel ve nicel gelişiminin ardından sınıflar mücadelesi de yükselişe geçerek TİP, FKF, DİSK vb. oluşumları ortaya çıkarmıştı. Marksizmin ve Leninizm’in yol göstericiliğinde harekete geçen gençlik ana eğilimden koparak yepyeni bir gelenek yaratmış, Türkiye devrimci hareketine köklü miraslar bırakmış olan THKO, THKP-C ve TKP-ML gibi örgütler kurmuştur. 1971 atılımı parlamentarizm ve reformizmin bataklığına karşı çıkarak devrimin uzlaşmayla değil devrimci bir savaşla olabileceğini gösterdi. İşçi sınıfı ve köylülüğün birliğini sadece sözde değil pratikte de benimseyen bu kuşak 15-16 Haziran 1970 genel grevinde çatışmanın ön saflarında yer almakla kalmayıp, her yerde köylülüğün sömürülmesine karşı durmuştur. Bununla birlikte sadece ülke sorunlarıyla değil emperyalizme karşı da yoğun bir pratik içerisine girmişlerdir. Arap halklarına kan kusturan İsrail Siyonizm’ine karşı Filistin halkının direnişine omuz vermekle kalmayıp; İsrail büyükelçisi Elrom’un cezalandırılması, 6. Filo’nun kovulması, Vietnam’da yaşanan katliamların sorumlularından ABD büyükelçisi Komer’in aracının ODTÜ’de yakılmasına kadar daha pek çok eylemde bu dayanışma ön planda tutulmuştur. Bizler bugün Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının Emperyalist güçlerin 6.Filosunu denize döktüğü yerde, Dolmabahçe’deyiz. ABD askerlerini Dolmabahçe’den denize dökerek, egemenlere tokat gibi bir cevap veren Deniz’lerin durduğu yerdeyiz. Bugün emperyalist güçlerin yanı başımızda Ortadoğu’da sömürdüğü halkların yanındayız. Onlardan devraldığımız mirası, emperyalizme karşı mücadelemizde yaşatmaya devam ediyoruz.

Denizler bu hareketin içinde yerlerini almış, Mahirler ve İbrahim ile sömürü düzeni karşısında egemenlerin icazet sınırlarında kopuşunun, 71 devrimci çıkışının yaratıcısı olmuşlardır. 71 devrimci çıkışı kapitalist sömürü düzeninin alt üst edilmesi ve bunu gerçekleştirecek devrimci gücün inşasında bizler için bir kilometre taşıdır. Denizler devrime adanmışlığın, emperyalist kapitalist düzen karşısında ezilen halkların ve işçi sınıfının yanında kurtuluşu sosyalizm yolunda ölümsüzleşmenin öncüleridir. O günden beri açıktır ki, bu köhne kapitalist düzen yıkılmadıkça, uğruna bedeller ödenen devrimimiz ile sosyalizm kazanmadıkça ezilen milyonların sorunlarının gerçek çözümü mümkün olmayacaktır. Ve bunun için, bu miras bize 30 yıldır Deniz olmayı söylemektedir!

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının, egemenleri böylesine tedirgin etmelerinin bir diğer nedeni de sahip oldukları enternasyonalist duruştur. Deniz’ler yalnızca bu topraklarda değil, Filistin’de bizzat direnişçilerin arasına katılarak ezilen ulusların mücadelesini göğüslemişlerdir. Darağacına dimdik yürürken “Yaşasın Kürt ve Türk Halklarının Kardeşliği ve Yaşasın Marksizm- Leninizm’in Yüce İdeolojisi” sloganlarını haykıran Deniz’ler, canları pahasına, bu şiarlarını tarihe altın harflerle yazdırmayı başarmış, bizlere ise ellerimizde dimdik dalgalanması gereken enternasyonalizm bayrağını devretmişlerdir.

Deniz Gezmiş’in, Yusuf Arslan’ın, Hüseyin İnan’ın, Mahir Çayan’ların, Mazlum Doğan’ların, İbrahim Kaypakkaya’ların, Vedat Demircioğlu’nun, Harun Karadeniz’lerin ve adını sayamadığımız devlet tarafından katledilen nice devrim şehidimizin hesabını yükselttiğimiz mücadelemiz ile soracağız. Daha bir kaç gün evvel katledilen Kürt kardeşimiz İbrahim Oruç’un, panzerler altında can veren çocuklarımızın, üniversitelerde yaşadığımız faşist saldırıların hesabını daha da güçlenerek büyüttüğümüz mücadelemizle soracağız.

Bugün devlet YÖK düzeni ile birlikte hala üniversitelerimizi kışlaya, ticarethanelere çevirmeye çalışmaktadır. Eğitim sisteminin rezilliği son yaşanan şifre skandalı ile belgelenmiş durumdadır. Bir şekilde üniversiteye girebilenlerimiz ise “geleceksizlik” sorunuyla karşı karşıya kalmaktadır. Bütün bunların karşısında mücadelesinde kararlı olan gençlik dün olduğu gibi bugün de egemenlere korku salmaya devam etmektedir. YÖK tartışmalarındaki inatçı duruş, YGS skandalına sessiz kalmayışımız ve 1 Mayıs’ta gençliğin alanlarda kendini gittikçe hissettirmesi onların bizden korkmasının sebeplerindendir. Korktukları için de soruşturmalar, polis terörü, karalamalar ve faşist saldırılarla bizi yıldırmaya çalışmaktalar. Bize karşı kullandıkları yöntemler ve aldıkları önlemler bizden ne kadar korktuklarının bir göstergesidir. ODTÜ’deki Başkaldırıyoruz eyleminden dolayı onlarca arkadaşımıza 6 ile 10 yıl arasında hapis istenmiştir. Egemenlerin kar hırsı uğruna işçi sınıfı her gün daha fazla bedel ödemektedir. En son Samsun’da BAT fabrikası direnişine polis saldırmış ve bu saldırılar sonucunda işçi sınıfının yanında yer alan bir devrimci tutuklanmıştır. Kürt halkı hala tasfiye operasyonlarına maruz bırakılmakta, Kürt illerinde hala gencecik kardeşlerimiz katledilmektedir. Devlet ise; emekten, barıştan, demokrasiden yana tüm güçleri, devrimcileri ve hatta siyasi parti genel başkanlarını, seçilmiş belediye başkanlarını dahi zindanlara yollayarak susturmaya çalışmıştır. Pek çok demokratik kitle örgütü, keyfi operasyonlarla susturulmaya çalışılmaktadır. Devrimciler bugün de sokak ortasında katledilmektedir. Devrimci komünist Alaattin Karadağ bunun en yakın örneğidir. Cezaevlerinde tecrit ve işkenceler devam ederken hapishaneler tarihin en dolu anını yaşamaktadır. Tüm bu saldırılar artarak devam etmektedir. Öyleyse bugün bizlere düşense Denizlerin mücadelesini daha da yükseklere taşımaktır.

Bağrından Deniz Gezmiş’leri, Mahir Çayan’ları, İbrahim Kaypakkaya’ları, Mazlum Doğan’ları, Harun Karadenizleri ve Vedat Demircioğullarını çıkarmış olan bu mücadele, yine bedeller ödeyerek yürümeye devam edecektir. Gün, devrim ve sosyalizm yolunda düşen ve dövüşenlerin kavga bayrağını dalgalandırma günüdür. Yolumuz işçi sınıfının ve ezilen halkların yegane kurtuluş yolu olan devrimdir. Yolumuz, Deniz’lerin yoludur.

EMPERYALİSTLER İŞBİRLİKÇİLER 6. FİLOYU UNUTMAYIN

DEVRİM ŞEHİTLERİ ÖLÜMSÜZDÜR

KURTULUŞ YOK TEK BAŞINA YA HEP BERABER YA HİÇBİRİMİZ

YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ, BIJİ BIRATİYA GELAN

YAŞASIN DEVRİM VE SOSYALİZM

07 Mayıs 2011


image002 image003 image004 image005 image006image008 image007image009 image010 image011 image012 image013 image014 image015 image016 image017 image018 image019 image020 image021