|
Ertuğrul KARAKAYA
Kaynak: DEVRİMCİ YOL Sayı 4 (15 Haziran 1977) ODTÜ-ÖTK YÖNETİM KURULU ÜYESİ ERTUĞRUL KARAKAYA'YI JANDARMA KURŞUNLAYARAK VE SÜNGÜLEYEREK ÖLDÜRDÜ 8 Haziran Çarşamba günü, devrimci kardeşimiz Ertuğrul KARAKAYA, jandarma tarafından kurşunlanarak ve süngülenerek öldürûldü. ODTÜ Öğrenci Temsilciliği Konseyi Yönetim Kurulu üyesi olan kardeşimiz, GÖREV BAŞINDA katledildi. Ertuğrul, Danıştay kararı ile okula girme hakkını kazanan bazı öğrencilerin yurtlara gitmelerini sağlamak için Nizamiye kapısına geldiğinde jandarmanın tehditi ile karşılaşmıştı. Burada, Vali'nin açıklamasında iddia edilenin tam tersi, kesinlikle herhangi bir çatışma olmadı. Bir jandarma eri, arkadaşımızı kovalamaya başlamış ve hemen arkasından elindeki G-3 tüfeği ile ateş etmiştir. Jandarma eri, bununla de yetinmeyerek sırtından vurulan arkadaşımızı hunharca süngülemiştir. Bu olay bir rastlantı değildir. Jandarma'nın devrimci öğrencileri yaralaması ODTÜ'de daha önceleri de meydana gelmiştir. Hatırlanacağı gibi, 1975 yılında ODTÜ'deki boykot sırasında, bir jandarma üsteğmeni devrimci bir öğrenciyi askeri araçla kovalayarak kurşunlamış ve ağır yaralamıştı. Jandarmanın pek çok öğrencinin peşinden ateş açtığı de basında yer almıştır. ODTÜ'ye sözde güvenlik amacıyla yerleştirilen Jandarma, en son bu olayda da asıl amacını ortaya koymuştur. Ertuğrul KARAKAYA sıradan bir öğrenci değildi. ODTÜ Öğrenci liderlerindendi. ODTÜ Öğrenci Temsilciliği Konseyi Yönetim Kurulu üyesi ve basın sözcüsü idi. DEVRİMCİ-GENÇLİK'e bağlı AYÖD üyesi aktif bir fedakar bir militan devrimci idi. Onun sahip olduğu bu özellikler, kahbece ve hunharca katledilmesinin başlıca nedeni olmuştur. Kurşunla sırtından ağır yaralandıktan sonra, insanlık dışı vahşice bir anlayışın ve intikam hırsının sonucu olarak süngülenmesi bunun kanıtıdır. Bu vahşet bununla da bitmemiş, olay yerine gelen ambülans, özellikle bekletilerek arkadaşımızın hayata dönme umudu sıfıra indirilmiştir.
Ertuğrul arkadaş, Devrimci Yol siyasetinin kararlı bir savuncusu, Devrimci Gençlik Hareketinin yiğit bir militanı idi. Onun hunharca katledilmeai, gerek devrimciler arasında gerek demokrat kamuoyunda derin bir nefretle karşılandı. Oligarşinin sözcüleri ne yapacaklarını şaşırdılar. Olayı örtbas etmek, suçlu iken güçlü çıkmak istediler. Bunun için olmadık yalanlara ve tertiplere başvurdular. Ertuğrul'un jandarmayla çatıştığını ve bu sırada one ateş edilmek zorunda kalındığı yalanını ileri sürdüler. Yurtlara baskın düzenleyerek yeni tertipler düzenlediler. Otopsi raporlarını değiştirmeleri için doktorlara baskıda bulundular. Otopsi raporunda, arkadaşımızın sırtından kurşunlandığı ve buna ilaveten sırtta bazı kesikler (süngü izleri) olduğu kanıtlanıyordu. Bu olay da göstermektedir ki, oligarşinin emekçi halkımız ve devrimci gençliğimiz üzerindeki faşist terörü yaşadığımız bu günlerde de sona ermeyecektir devam edecektir. Elbette biz devrimcilerin faşizme karşı mücadelesi, kesinlikle yavaşlamayacak, aksine daha bir kararlılıkla sürecektir. Yaşanılan günlerin etkisiyle faşist saldırılar karşısında "ilgisiz ve rahat" bir tutum içinde bulunan yurtseverler, uyanıklığını kesinlikle yitirmemelidir. Faşizme karşı mücadele yükseltilmeli, faşist katillerden hesap sorulmahdır. Gün mücadele günüdür. Gün faşist katillerden hesap sorma, azgın faşist saldırılara karşı yiğitçe direnme günüdür. Devrimciler, Ertuğrul'un katledilmesiyle yas tutmadılar, tam tersi, onun mücadele azminin yaşatılmasını, faşist katillerden hesap sorulmasını kavrayarak faşizme karşı mücadeleyi bir kez daha yükselttiler. Faşist katillerin teşhiri için Ertuğrul'un ölümünün hemen ertesi günü Valilik önünde geniş bir kitlenin katıldığı miting yapıldı. Yaygın bir afişleme kampanyası başlatıldı. Semtlerde ve gecekondu bölgelerinde, Ertuğrul'un katledilmesi vesilesiyle faşist katillerden hesap sorulması ve faşizme karşı mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi doğrultusunda geniş bir siyasi çalışmanın içine girildi. Kahvelerde, sokaklarda toplantılar düzenlendi, başka devrimci eylemler gündeme getirildi. Aynı şekilde, Ertuğrul'un memleketi olan Salihli'de ve çevre bölgelerde de bu siyasi cinayet teşhir edildi. 8 Haziran ekşamı, ölüm haberinin Salihli'de duyulması üzerine, gerek ilçede gerekse köylerinde halkın faşistlere karşı nefreti bir kez daha arttı. Ertuğrul, Salihli halkının ikinci devrimci şehidiydi. Bir yıl önce, Şanver Cura kardeşimiz de faşistler tarafından kahbece bıçaklanarak öldürülmüştü. Devrimciler, Ertuğrul'un cenazesi için hazırlıkları ertesi gün sabaha kadar sürdürdüler. Çevre ilçe ve köylere törene katılmaları için çağrıda bulundular. Ankara'da cenaze, arkadaşımızın anne ve babasına binbir zorluk çıkarılarak verildi. Cenazeyi şehir içine uğratmamak ve ODTÜ yanından geçirmemek için olmadık yollara başvuruldu. Sonunda, askeri birlikler arasından Etimesgut yoluyla cenazeyi şehir dışına kaçırdılar. Bu sırada, oligarşinin kolluk kuvvetleri, altı arabalık koruyucuları ve modern silahlarıyla yoğun bir korku içinde bulunduklarını gösteriyorlardı. SALİHLİ HALKI DEVRİM ŞEHİDİ EVLADINI BAĞRINA BASTI 9 Haziran sabahı, Salihli halkı, Halk Kültür Derneği önünde toplanmaya bağlamıştı. Aynı zamanda, çevre bölgelerden gelen halk da toplanmaya başlamıştı. Ankara'dan gelenler ve cenaze konvoyu Salihli'ye ancak gece ulaşabilmişti. Salihli polisi de sıkı tertibat almıştı. Fakat devrimciler, cenazeyi polis denetiminden kurtarıp eve götürdüler. Ertuğrul'un evi önünde meşaleler yakılarak üçyüz civarında devrimci sabaha kadar nöbet tuttu. Bu arada, gece yarısı civar illerden de takviyeli olarak gelen polis, burada bulunanları dağıtmak istedi. Fakat devrimcilerin kararlı tavrı karşısında birşey yapamadı. Ertesi sabah, Uşak, İzmir, Akhisar, Alaşehir ve Salihli'nin köylerinden emekçi halk ve devrimci gençlerin katıldığı büyük bir kalabalık toplandı. Analar, bacılar ve yaşlılar cenaze törenine akın akın gelmeye başladılar. Salihli içinden Durasıllı, Dombaylı, Karataş, Kabazlı ve Yılmazköy'den de gelen kalabalıkla, saat 12'de düzenli bir kortej halinde cenaze evden alınarak yürüyüşe geçildi. Evden çıkış sırasında Ertuğrul'un ODTÜ'den bir devrimci arkadaşı, O'nun kararlı mücadelesini anlattı. Daha sonra, Ertuğrullar Ölmez, Katil Oligarşi, Tek Yol Devrim, Kurtuluşa Kadar Savaş v.b. sloganların haykırılması ve büyük bir kitle gösterisinin yapılmasıyla Salihli'de görülmemiş bir gün yaşandı. Yol boyunca dizilen analar, yaşlılar göz yaşlarını dökerek korteje katıldılar. Kortejde Ertuğrul arkadaşın babası en önde yer aldı. Devrimci liseli kardeşi ise, elinde "Ertuğrullar ÖImez" yazılı pankart ile devrimci sloganları haykırdı. Arkadağımızın anası babası ve kardeşi, her fırsatta oligarşinin kolluk kuvvetlerine karşı duydukları hınçları belirttiler. Cenaze törenini engelleme girişimlerine karşı çıktılar. Böylece, Ertuğrul'un devrimci mücadelesine yaraşır bir cenaze töreni yapılmış oldu. Törene katılan kalabalık, mezarlıktan düzenli bir şekilde ve marşlar söyleyerek dağıldı.
Ertuğrul Karakaya Salihli ve ODTÜ'de anıldı
1977 yılının 8 Haziran günü ODTÜ'de faşist bir jandarma eri tarafından katledilen Ertuğrul Karakaya yoldaşı şanlı bir şekilde andık. Her 8 Haziran bizi daha bir hızlandıracak, mücadele azmimizi daha bir çoğaltacak. İşte bu 8 Haziran'da da ükemizdeki hakim sınıfların saldırılarını, zamlan ve zulmü protesto gösterisi civar ilçe ve illerden de gelen devrimcilerin katılımı ile yapıldı. İlk önce Ertuğrul arkadaşın mezarı başına gidildi. Orada bir arkadaşımız Ertuğrul'un devrimci mücadelesini anlattı. Saygı duruşundan sonra "Ertuğrul'lar ölmez" ve "Tek Yol Devrim" sloganları atıldı ve devrim andından sonra miting meydanına doğru yüründü. "CHP" hükümetinin İçişleri bakanının son genelgesi üzerine kısaltılan yürüyüş yoluna rağmen devrimciler mezarlık dönüşü yolu şehir içinden geçirerek uzatmışlardır. Yürüyüş boyunca, Ankara, ODTÜ, Uşak, Eşme, İzmir, Ödemiş, Manisa ve ilçeleri ile köylerinden gelen devrimciler, "Devrim İçin Tek Yol Devrimci Yol" ,"Üzüm, Pamuk Canımız, Oligarşi Düşmanımız", "Zama, Zulme Karşı Tek Yol Devrim", "Ertuğrul'lar Ölmez", "Şanver'ler ölmez", "Salihli Faşistlere Mezar Olacak" sloganlarını haykırmışlardır. Miting, TÖB-DER, Salihli Genç öncü gibi grupların kenardan seyretmelerine rağmen devrimcilerin büyük katılımı ile yapılmıştır. Diğer yandan yine aynı gün ODTÜ'de Spor Salonunda yapılan anma toplantısından sonra giriş kapısına kadar yüründü. Ertuğrul'un vurulduğu yer olan giriş kapısına, "Ertuğrul Karakaya Girişi" yazılı bir plaket çakıldı. ODTÜ öğrencileri yiğit önderleri Ertuğrul Karakaya'nın anısını her zaman yüreklerinde hissediyorlar. ERTUĞRULLAR ÖLMEZ! |