Ekim Devrimine Kadar Troçki

Gerçeğin aydınlığına bakamayıp gözlerini yumanlar, yürürken burjuvazinin değneğini kullanırlar. Gün geçmiyor ki burjuvazi, devrimin önderleri hakkında bilinçleri bulandırmaya çalışmasın. Gönlü sosyalizmden yana herkesin basit mantık yürütmelerle bile bozabileceği bu duruma intikam dürtüsüyle yaklaşanlar sahnelenen oyunun figüranından öteye gidemez.

Örneğin Faşizme karşı savaşta 20 milyondan fazla insanını yitirmiş SSCB’nin önderi Stalin, oğlu esir düştüğünde bir Alman generali ile değiş tokuş edilebileceği önerisini tereddütsüz reddetmiş ve sonuçta oğlu katledilmişti. 60 yıl sonra yeni bir şey keşfetmiş gibi burjuva basın oğlunu kurtarmak için hiçbir çaba harcamadı, bu nasıl babalık” gibi başlık atarken bu durumu onurlu bir halka yakışan bir önderin davranışı olarak algılamayanların sadece zihninde değil gönlünde de çatlak var demektir.

Özelde Stalin’i hedef tahtasına koyup atış yaparken genelde tüm Sovyet halkına isabet ettirilmeye çalışıldığını ya da dün Stalin’i boy hedefi yapanların bugün diğer önderleri de hedeflediğini bir süre önce burjuva basında Lenin’in “frengiden ölmüş olabileceği” haberlerinden görüyoruz. Maksadın, Lenin’in sadece fizyolojisiyle değil, önder kişiliğiyle de aşındırılmaya çalışıldığı hemen anlaşıldığı halde kendini “sol”, “sosyalist” olarak tanımlayan bir kısım basın bu haberi atlamadı. “Acar gazeteciliğin” gereğini yaptı.

STALİN ŞAHSINDA BOLŞEVİKLERİ DESPOTLUKLA SUÇLAMAK BİR TESADÜF MÜ?

Lenin’in ölümünden sonra Troçki, başlangıçta “politbüroyu”, “Parti Merkez Komitesini” bürokratizmle suçlamış “devrimin barometresi” dediği gençliği göreve (başkaldırıya) çağırmıştı. Yalnızlaştıkça daha saldırgan bir hal alıp ibreyi Stalin’den yana çevirdi. SSCB’den kovulduktan sonra ağza alınmayacak küfürlere kadar işi tırmandırdı. Buraya kadar Ekim Devrimi’nde yer almış, emeği geçmiş bir insanın hoş olmayan tutumu olarak algılanabilecek bu durumun devrimden önce de var olduğunu; hatta bunun bir yöntem, tarz olduğunu görmek insanları iyice şaşırtacaktır. İyi niyetli okurlardan yaptığı hiç mi iyi bir şey yok diye sorulabilir; duran bir saat bile günde iki kez doğruyu gösterir. Kendimizi çok zorlarsak Troçki’nin de yaptığı iyi şeyler olduğunu düşünebiliriz ama bu durum sonucu değiştirmez.

1905 Devriminde TROÇKİ;

1905 Ocağına Kanlı Pazar olayıyla girildi. Papaz Gapon’un etkili olduğu (RSDİP’in yanlış bulmasına rağmen kısmen desteklediği) büyük bir kitle Çar’a (yaşam koşullarının iyileştirilmesi amacıyla) dilekçe vermek için yola çıktı ama askerlerce tam bir katliamla karşılandı.

1900-1904 yılları arasında Rusya’da 670 köylü ayaklanması olmuştu. 1905 yılında 3000 köylü ayaklan

Ordu içinde de 1905 yılında çatışmalar yoğunlaşmış; başta Potemkin Zırhlısı olmak üzere Karadeniz’d

Yine 1905 ortalarında Çarlık tarafından Duma’nın yetkisi genişletilmek zorunda kalınmış; 1) Halka seçi

1905 Aralığına gelindiğinde Petersburg İşçi Sovyeti tutuklanmış, bunun üzerine RSDİP ve Sosyal Devrimciler Genel Grev ve Ayaklanma kararı aldılar. Devrimin merkezi durumuna gelen Moskova’da 20 Aralık’ta 10 bin kişiyle başlayan grev ertesi gün 150 bin kişiyle Genel Greve çevrilmişti. 22 Aralık’ta Silahlı Ayaklanma başladı ve Moskova’nın birçok semtinde barikatlar kuruldu. 28 Aralık’a kadar Silahlı Devrim Birlikleri halkla 20-30 kişilik gruplar oluşturup gerilla savaşı yürütmüş; Çarlık askerlerine karşı büyük başarılar elde edilmişti. Ayaklanma iki düşman kuvvet arasında denge durumundayken dışarıdan getirilen yeni takviyelerle durum tersine dönmeye başlayınca Moskova İşçi Sovyeti ve Parti 1 Ocak 1906’da geri çekilme kararı aldı.

Tam 9 gün boyunca halk kahramanca savaşmıştı. Başka şehirlerde de ayaklanmalar olmuş ama onlarda bastırılmıştı.

1905 Devrimine yaklaşım konusunda RSDİP içinde çok farklı düşünceler vardı:

Menşevik’ler proletaryanın müttefik olarak burjuvaziyi (liberal ve monarşist) yanına alması

gerektiğini, hatta işçi sınıfına düşen görevin iktidarı burjuvaziye teslim etmek olduğunu ileri sürüyorlardı.

Bolşevikler’in programını ise Lenin “İki Taktik” adlı kitabında şöyle açıklıyor: “…çarlık üzerinde kesin bir zafer kazanabilecek tek güç halktır,yani proletarya ve köylülüktür.(Kent ve kır küçük burjuvazisi de halka dahildir.) “Devrimin çarlık üzerindeki kesin bir zaferi, proletaryanın ve köylülüğün devrimci demokratik diktatörlüğünün kurulması demektir.” (c.III,s.81)

Lenin uzağı görerek devamında da şöyle diyor: “…eğer bu güçler (halk) yetersiz kalacak olursa o zaman her şey sahte bir anayasa ile sonuçlanacak ya da kötüsü bu da bir “burjuva devrim” olacaktır, ama bu, bir düşük, bir erken doğum, bir kürtaj olacaktır…” (c.III. s.83)

Devrimin iki çizgisi üzerine adlı yazısında Lenin, “Troçki’nin orijinal teorisi (sürekli devrim) Bolşeviklerden, proletaryanın kararlı devrimci mücadele yürütmesi…Menşeviklerden Köylülüğün reddi”ni (Lenin cilt V) alıp yamalı

bohçasını hazırlıyor. Hatta Rosa Lüxemburg ve Parvus’un (Menşevik) Emperyalizm teorisinin orjinalinden aşırdığı ve kendi “sürekli devrim teorisi”ne temel oluşturduğu da yaygın bir kanıdır.

1905 devriminde Troçki ne yapıyor? “Sürekli Devrim” teorisini yazmakla meşgul! Menşevikler’den de Bolşeviklerden de “ileriyi” görüyor! Troçki burjuvaziye hiç yaklaşmıyor, Lenin’in halk dediği köylülerle kent-kır küçük burjuvazisini güvenilmez buluyor. Kim yapacak devrimi? İşçiler. Nasıl? kaba solcu( vurgu Lenin’in ) “sürekli devrim” teorisiyle.

1910;

TROÇKİ Alman Sosyal Demokratlara yanaşır

1905 ayaklanması Çarlık rejimi tarafından kanla bastırıldıktan sonra uzun bir döneme Gericik Yılları adı verildi. (1907-1912) Bu dönemde Bolşeviklerin taktiği geri çekilmeydi. Devrime inançları kırılan aydınlar hızla partiden uzaklaşmış; Okhrana polisi birçok ilişkiyi açığa çıkarmakla kalmayıp ajan-provakatörleri de devreye sokmuştu. Yurt dışında da Bolşevikler çok zor koşullarla mücadele etmek zorunda kaldı. Lenin’in de eşi olan N. Kurupskaya o yılları şöyle anlatıyor: “Paris (1910) de… yoldaşlardan biri…günün birinde açlıktan o kadar bitkin düşmüştü ki ayağa bile kalkamamıştı. Bir pusula göndererek, bir miktar para getirmemizi, ama parayı

kendisine vermek için odasına çıkmamamızı, kapıya bırakmamızı yazmıştı…” (Leninden Anılar) O dönem bu türden olaylar çok yaygındı.

Tüm bunlar bilinmeden Gericik Yılları’nda Bolşeviklerin sadece Çarlıkla değil, Uzlaşmacılarla, Tasfiyecilerle yada Troçkistlerle mücadelede gösterdiği irade ve kararlılık ta iyi anlaşılamaz.

1910 yılına gelindiğinde Troçki’nin ifrad düzeyine varan çabalarına Alman Sosyal Demokrat Partisi tarafından çanak tutulmuş, desteklenmiştir.

Almanların Troçki’yi yeterince tanımadığını düşünerek Lenin, cevap niteliğinde kaleme aldığı yazıyı Neue Zait’te yayınlatamamış, Polonyalı Sosyal Demokrat Marchlauski Lenin’in gözden geçirip onayladığı başka bir yazıyı yayınlatmayı başarmıştı.

“Neue Zeit”in 51. sayısında Troçki’nin “Rus Sosyal Demokrasisinin Gelişme Eğilimleri” adlı makalesi yayınlandı. Lenin yanıt olarak aynı yıl “Rusya’daki Parti İçi Mücadelenin Tarihsel Anlamı” makalesini yayınladı. Makaleyi inceleyelim:

“Menşeviklerin ve Bolşeviklerin” proletaryanın derinliklerinde sağlam kökler saldığına inanmak bir “yanılsamadır” diyor Troçki. Troçkimizin ustası olduğu, kulağa hoş gelen ama boş laflara bir örnektir bu. Menşeviklerle Bolşevikler arasındaki görüş ayrılıklarının kökleri “proletaryanın derinliklerinde” değil, Rus devriminin ekonomik içeriğinde yatmaktadır.

“…Troçki, “boykotçu eğilimin Bolşevizmin tüm tarihinde var olduğunu…bu eğilimin “kitleler içinde eriyip gitmekten kaynaklanan sekterce korkunun, uzlaşmaz imtina radikalizminin bir ürünü” vs. olduğunu düşünüyor.

Troçki Bolşevizmi çarpıtıyor, çünkü o hiçbir zaman, Rus burjuva devriminde proletaryanın rolü hakkında bir ölçüde kesin görüşlere sahip olmayı becerememiştir.”

“…melankolik Troçki ise, bu zeminde fraksiyonlar arasındaki görüş ayrılıklarının, aydınların

politik olarak olgun olmayan proletarya üzerinde nüfuz mücadelesi olduğunu düşünüyor.

Troçki’nin Parti’yi küçük düşürüp, kendisini Almanların gözünde göklere çıkarırken ne büyük bir utanmazlık içinde olduğunu şu olay gösteriyor. Troçki Rusya’da “işçi kitleleri”nin Sosyal Demokrat Partiyi “kendi çevrelerinin dışında” değerlendirdiğini yazıyor ve “Sosyal

Demokratsız sosyal demokratlar”dan bahsediyor. Troçki bugün bir fraksiyonun, yarın bir başka fraksiyonun düşünsel donanımını aşırır ve o nedenle kendisini iki fraksiyonun üzerinde gösterir. Lenin, Troçki hakkındaki son kararı okurlara bırakıyor: “Troçkinin Rusya Sosyal Demokrasisi içinde “genel parti eğilimi”ni mi,” yoksa genel parti karşıtı” eğilimini mi temsil ettiğine okurlar kendisi karar versin” (cilt III s.475)

1911;

TROÇKİ Fraksiyonculukta zirveye çıkıyor

II.Duma seçimleriyle meclise giren 55 Sosyal Demokrat Milletvikili’nin 28’i tutuklanıp çeşitli cezalara çarptırılmış, ardından yapılan III. Duma (1907) seçimlerine katılıp katılmama konusunda Bolşevikler içinde tartışmalar yaşanmıştı. Otzovistler (Tavsiyeciler) adı verilen grup Duma’daki sosyal demokrat temsilcilerin hemen geri çağrılmasını talep ediyordu.

Ültümatistlerin (Uzlaşmacılar) farkı ise Duma’daki sosyal demokratlara ültimatom verilmesi, geri gelmezlerse o zaman geri çağrılmalarını uygun görüyordu. Bu iki akım zamanla kaynaşmış, Vperyod gazetesini ele geçirmekle kalmayıp, İtalya’nın Capri adasında kendi parti okullarını da açmışlardı. Adı geçen fraksiyonlarda kimler yoktu ki: Bogdanov, M.Gorki, Lunaçarski, KAmanev, Varski, Losovski, Rikov, Nogin vb….

Troçki hem Tasfiyecileri hem de Uzlaşmacıları önce el altından sonra açıkça desteklemeye başladı. İtalya’da Capri adasında “Vperyod”cular tarafından açılan okulun ardından kasım 1910’da yine İtalya’da Troçki’nin de katılımıyla Bologna’da bir okul daha açıldı. Lenin bu oyunu bozmak için “Uzlaşmacıların ve Erdemlilerin Yeni Fraksiyonu Üzerine” adlı çalışmasını hazırladı. Şöyle diyor Lenin:

“Uzlaşmacılarla Troçki arasındaki tek fark, onların Troçki’yi Fraksiyoncu görüp kendilerini öyle görmemeleri, Troçki’nin ise tam tersi görüşte olmasıdır.” devamında “… Gerek Troçki gerekse de “tutarsız Troçkistler”, fraksiyonları olmadığını temin ediyorlar, çünkü birleşmenin “biricik” hedefi fraksiyonları yok etmekmiş, onların kaynaşması propagandası vs. imiş. Ama bu türlü teminatların hepsi sadece kendine tapınma ve korkakça saklanbaç oyunudur, nedeni çok basit,

…Her fraksiyon, kendi platformunun ve politikasının fraksiyonların yok edilmesi için en iyi yol olduğundan emindir…” (cil

t IV, s.108)

1912;

Troçki’nin RSDİP içinde ayak oyunları

1912 yılına gelindiğinde Çarlık rejimi ile ezilenler arasındaki mücadele şiddetlendi. Devrimci bir yükseliş dönemine girildi. Özellikle askeriye içinde Türkistan’da ve Batlık donanmasında ayaklanmalar oldu. Kasım 1912’de IV. Duma seçimlerine Bolşevikler “sol blok” şiarıyla girdiler.

1912 yılında Bolşevikler Prog Konferansını başarıyla tamamlamıştı. Aynı yılın ağustosunda Troçki Viyana da Bolşeviklere düşman tüm grupçukları (8 grup) bir araya getiren (Troçki’nin kendisi, BUND, Letonya Sosyal Demokratları, Spilka, Tasfiyeciler, Uzlaşmacılar vs.) konferans organize etti. Organizasyon Komitesi (OK) adıyla da gidip (başlarında Troçki) IV. Duma seçimleri için Alman Sosyal Demokrat Partisi’nin RSDİP’e vermeyi kararlaştırdığı 80 bin marklık parayı almaya çalışırlar.

Lenin bu girişim karşısında Alman Sosyal Demokrat Parti Başkanlığı’na gönderilmek üzere

“RSDİP de mevcut durum üzerine” başlıklı yazıyı kaleme aldı.

“Başkanlığı yanıltmış olan Letonyalıların ve Tasfiyecilerin niyeti hile yoluyla Alman işçilerinden para elde etmeye yöneliktir. (Letonyalıların, Bundçuların, Troçki ve ortaklarının) uzun lafın kısası budur. Fakat hile cezasız kalmayacaktır.” (cilt V, s.177)

1914;

TROÇKİ’nin UKKTH’na inkarcı yaklaşımı

Lenin “Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı” kitabında Bolşeviklerin Ulusal Soruna bakışını parlak bir biçimde ortaya koyuyor. Diğer yandan da Troçki’nin Ulusal Soruna kaba, inkarcı yaklaşımını da teşhir ediyor.

II. Parti Kongresi’nde (1903) Polonyalı Marksistler Ulusların Kendi Kaderini Tayin ilkesini

“kültürel-ulusal özerklik”le değiştirme önerisiyle geldiler ama kabul görmeyince ayrıldılar… 1906 yılında tekrar partiye girdiler. 1910 yılına kadar ilgili maddeye hiçbir itirazları olmadı yani kabullendiler ama Troçki, Polonyalı Marksistleri 1903’deki konumunda var sayarak hedefi 12’den vurma gayretiyle söylenmemiş şeyleri söylenmiş gibi gösterip bol kepçe dağıtıyor.

Aşağıda Troçki’nin Polonyalı Sosyal Demokratlara bakışı ve Lenin’in esprili yanıtı sanırız konuyu daha da anlaşılır kılacaktır.

“İyilik sever Troçki bir düşmandan daha beter! O, “Polonyalı Marksistler”in aslında Rosa Luxemburg’un her makalesiyle hemfikir olduklarına dair kanıtlarını, “özel konuşmalar”dan (yani Troçki’ye her zaman hayat veren dedikodulardan) başka bir yerden toplayamazdı. Troçki

“Polonyalı Marksistleri”, inançlarına ve partilerinin programına bile saygı gösterecek durumda olmayan onursuz ve vicdansız olarak gösterdi. İyiliksever Troçki!

Marksizm’in hiçbir ciddi sorununda hiçbir zaman Troçki sağlam görüşlere sahip olmadı, her zaman şu ya da bu görüş farklılıklarının “yırtık ve yarıklarına sızdı” ve bu arada bir taraftan bir tarafa sıçradı” (cilt IV, s.303)

1915; TROÇKİ’nin Avrupa Birleşik Devletleri ya da Dünya Birleşik Devletleri sloganın gerici özü

Savaşın Avrupa’yı kasıp kavurduğu bir dönemde Avrupa Birleşik Devletleri ve Dünya Birleşik Devletleri sloganları bazılarının (başta da Troçki) diline dolanmıştı. Bugünkü Avrupa Birliği tartışmalarına benzetebileceğimiz, ama o dönemin tüm Avrupa’sı birbiriyle çatışırken ortaya atılmış böyle bir “düşünce” ne anlama gelebilir? Tabii ki aynı dönem Bolşeviklerin önderlik ettiği Zimmerwald Konferansında da (1915) Emperyalist Savaşı her devrimcinin kendi

ülkesinde İç Savaşa çevirmesi gerektiği ve Anavatan savunuculuğundan vazgeçilmesi çağrısı tezi bilinmediğinde Troçki’nin ne suya ne sabuna dokunmama biçimindeki tezinin içeriği kolayca anlaşılır.

Lenin “Avrupa Birleşik Devletleri Şiarı Üzerine” adlı yazısında;

“Kapitalist koşullar altında Avrupa Birleşik Devletleri, sömürgelerin paylaşılması üzerine anlaşmakla eşanlamlıdır.

…Avrupa Birleşik Devletleri, Amerika’nın hızlı gelişimini durdurmak için gericiliğin örgütlenmesi anlamına gelecektir.

Dünya Birleşik Devletleri şiarı ise pek doğru değildir, çünkü birincisi, sosyalizme tekabül eder; ikinci olarak bu şiar, tek ülkede sosyalizmin zaferinin imkansızlığı yönünde ve böyle bir ülkenin diğer ülkelerle ilişkileri hususunda yanlış düşünceler yaratabilir.” (cilt V, s. 151)

17. Sayımızda “Sürekli Devrim mi ? Tek Ülkede Sosyalist Devrim mi?” yazımıza e-mail yoluyla zehir zemberek karşılık aldık. Arkadaşımız yazının tamamı değil de bir pasaj üzerinden fırtınalar koparmış. Ne Stalin’in “despotluğu”nu ne de Mao’nun Çin’inin “bürokratik yozlaşması”nı bırakmış, hepsini tarihin çöplüğüne göndermiş(!) Peşinden de yazı gerekçesiyle bize Troçkizmin bilinen uslubu ve kolaycılığı ile eleştiri yöneltmiş.

Gelelim Lenin’in dört sayfadan oluşan “Avrupa Birleşik Devletleri şiarı üzerine” yazısındaki ilgili pasaja ve “itirazlara”.

“Sosyalizmin zaferi başlangıçta birkaç kapitalist ülkede ya da tek başına alınmış bir ülkede bile olanaklıdır. Bu ülkelerin muzaffer proletaryası, kapitalistleri mülksüzleştirdikten ve kendi ülkelerinde sosyalist üretimin örgütlenmesinden sonra kendini diğer kapitalist dünyanın karşısına koyacak ve diğer ülkelerin ezilen sınıflarını kendi yanına çekecek, onlar da kapitalistlere karşı isyanlar körükleyecek ve gerektiğinde sömürücü sınıflara ve onların devletlerine karşı başvuracaktır…” (Cilt V, s.151-152)

Arkadaşımız diyor ki: “…Rusya’da sıkışacak devrim ileri ülkelerin proleter devriminin yetişmediği koşullarda devrimin başarıya ulaşmakta çekeceği imkansızlıklara dikkat çektiği pasajlar, niçin meselenin özü olarak algılamıyorsunuz.”

Acaba bir şey mi atladık diye ilgili makaleyi bir kaç kez okuduk, ama böyle bir pasaj veya pasajlarla karşılaşmadık. Sanırız arkadaşımız başka makalelerle ve başka amaç için söylenmiş sözleri karıştırıyor. Lenin’in de tek ülkede kurulacak sosyalizmin ilelebet yaşayacağı iddiası yok.

İkinci itiraz: “zaten yukarıdaki cümlede ‘sosyalist devrim’ ibaresi, bu cümlenin öncesindeki cümlelerinden de çok rahatlıkla anlaşılabileceği gibi ‘proleter devrim’ anlamında kullanılmıştır.”

Dört sayfalık makalede 13 kez sosyalizm ibaresi geçiyor, dört tanesi direkt sosyalist devrimden bahsediyor ama “proleter devrim” diye bir ibareye hiç rastlayamadık. Kaldı ki Lenin gibi bir ustanın neyi kastettiğinden (fal açma) çok ne dediğine bakmak yeterli.

Üçüncü itiraz: “Trokçi’nin, Lenin’in söylediklerinden, özde çok farklı şeyler söyleyip savunduğunu söylemek için Lenin’i, belki de sizin yaptığınız gibi çarpıtmak gerekiyor”.

Makalenin başlığı “Avrupa Birleşik Devletleri Şiarı Üzerine” olduğu halde hala Troçki’yle Lenin’in aynı şeyleri söylediğini iddia etmek için arkadaşımız gibi görülmek istenen yere bakmak gerekiyor. Kaldı ki bir önceki paragrafta açıkça “Dünya Birleşik Devletleri” şiarı için söyledikleri ortadayken bu yetmezmiş gibi “Tek Ülkede Sosyalizmin” zaferinin olanaklı olduğundan bahsederken üstelik hepsi de dört sayfalık bir yazı içinde geçiyorken.

Ne diyelim? Lenin’e bakıp Troçki’yi görenler bu da normal olsa gerek.

Lenin 1915’in aynı ayında (Ağustos) bir kez daha Troçki’yi konu etmek zorunda kalmıştır. Gerekçe; Devrimcilerin Emperyalist Savaşta kendi ülkesinin hükümeti karşısındaki tutumudur.

Savaştan önce II. Enternasyonal çıkabilecek bir savaşın her ülkenin işçi sınıfının (önderliğinin) kendi hükümetine karşı durmasıyla önlenebileceğini kararlaştırmıştı. II. Enternasyonal’in önemli partileri; Almanya’da, Fransa’da, İngiltere’de, Avusturya’da karşı çıkmamakla kalmamış,

Vatan Savunması yalanıyla işçi sınıfını kandırıp burjuvazinin hizmetine girmişlerdi. Rusya’da da benzer gelişmeler (Menşevikler, Troçkistler vs) olmuştur. Bunun üzerine Lenin, “Emperyalist Savaş’ta kendi Hükümetinin Yenilgisi Üzerine” adlı makaleyi yazmak zorunda kaldı.

“Devrimci sınıf, gerici bir savaşta kendi hükümetinin yenilgisini istemek zorundadır.

Bu bir aksiyomdur. Ve bu aksiyom sadece sosyal-şovenistlerin inanmış yandaşları ya da çaresiz uşaklarınca inkar edilmektedir. Birincilerine, örneğin örgütlenme komitesinden Zyemkovski, ikincisine ise Troçki ve Bukvoyed, Almanya’da Kautsky dahildir.

…Bukvoyed ve Troçki ile birlikte “ÖK”cılar (örgütlenme komitesi) “Ne Zafer, Ne Yenilgi” parolasını savunurken tümüyle ve bütünüyle David’in (Alman Sosyal Demokrat,bn) zemininde duruyorlar!

Kim “Ne Zafer, Ne Yenilgi” şiarını savunuyorsa, o bilerek yada bilmeyerek bir şovenisttir, en iyi ihtimalle uzlaşmacı küçük-burjuva ama her halükarda proleter politikanın bir düşmanı, bugünkü hükümetlerin, bugünkü egemen sınıfların bir yandaşıdır.” (cilt-V, s.153)

ELİNDEKİ KARAYI YÜZÜMÜZE SÜRMEYE ÇALIŞANLAR

GERÇEKLER KARŞISINDA BAŞARILI OLAMAZLAR

Gönlü Sosyalizmden yana atan ama “kurtuluşu” Troçkizm’de gören insanlara çok fazla söyleyecek sözümüz yok. İnanıyoruz ki, temiz duygularla mücadele etmeye (sosyalizmi kurmaya) çalışıyorlar ama bir düşünün; bir yandan Leninist, diğer yandan Troçkist olunamayacağı bu yazının kapsamına girmeyen pek çok olayla da sabittir. Bir hastaya nasıl yanlış reçete uygulandığında (siz reçetesiz ilaç diye okuyun) ölüme kadar varabilen sonuçlarla karşılaşılabilirse; devrim gibi çok daha ciddi bir işte (toplumsal) fatura daha ağır olacaktır.

Son sözleri Troçki ve Lenin’e bırakıyoruz:

Troçki; “Leninizm’in tüm yapısı bugün yalan ve tahrifat üzerine kurulmuştur ve kendi yıkımının zehirli tohumunu içinde taşımaktadır” devamında “Rus işçi hareketindeki her geri kalmışlığı sömürmeyi meslek edinmiş olan bu adamın, sistematik olarak kışkırttığı alçakça kavga; insana delice bir şeytanlık gibi geliyor”

(Menşevik Çaydze’ye Mektup, 1913)

Troçki’nin Lenin hakkında kişisel kanaati ortada. Bizim de çok fazla söyleyecek sözümüz yok çünkü Lenin Troçki’yi bizden daha iyi tanıyor ve genç kuşaklara vasiyet denilebilecek 1914 yılında Bolşevikleri her fırsatta sıkıştırmaya, parçalamaya, dağıtmaya çalışan Troçki’ye “Birlik Yaygarasıyla Birliğin Çiğnenmesi Üzerine” adlı makalesiyle cevabı veriyor.

“Fraksiyonsuzluk bayrağı altında Troçki, Rusya’daki işçi hareketi zemininden yoksun olan özellikle düşünce yoksunu bir yurtdışı fraksiyonunu temsil etmektedir. Parlayan herşey altın değildir. Troçki’nin laflarında çok parlaklık ve gösteriş var, fakat içerik yok.”

“Rusya’daki Marksist hareketin eski katılımcıları Troçki figürünü çok iyi bilirler ve onlar için onun hakkında konuşmaya değmez. Fakat genç işçi kuşağı onu bilmiyor, ve onun hakkında konuşmak gerekir, çünkü o, gerçekte aynı şekilde Tasfiyecilikle parti arasında yalpalayan beş yurtdışı grupçuğunun tümü için tipik olan bir figürdür.

Eski “Iskra” zamanında (1901-1903) yalpalayan ve “Ekonomistler”den “Iskracılar”a, Iskracılardan Ekonomistlere geçen bu kişilere “Tuşino firarileri” damgası vurulmuştu…

1901-1903 yıllarında Troçki, ele avuca sığmaz bir “Iskra” taraftarıydı…1903 sonunda Troçki bu kez ele avuca sığmaz bir Menşevik olmuştu, yani “Iskra” taraftarlığından “Ekonomistlere” geçmişti; …1904-1905 yılında Menşeviklerden ayrılıp yalpalayan bir tutum alarak kah (Ekonomist) Martinov ile birlikte çalışır, kah kaba-solcu “sürekli devrim”i ilan eder. 1906-1907 yıllarında Bolşeviklere yakınlaşır, 1907 ilkbaharında ise Rosa Lüxemburg ile dayanışma içinde olduğunu açıklar.

Dağılma döneminde uzun “fraksiyon olmayan” yalpalamalardan sonra yeniden sağa sapar ve

1912 Ağustos’unda Tasfiyecilerle bir blok oluşturur. Şimdi yine onlardan ayrılıyor, fakat meselenin özü itibariyle onların zavallı düşüncelerini tekrarlıyor.

Bu tür tipler, …bir akım, bir grup, bir fraksiyon, tek sözcükle bir “güç”, olarak görünmek için yeterince “yer bulduğu” dünün tarihsel oluşumları ve formasyonlarının enkazı olarak tipiktir.

Genç işçi kuşağının Rusya’nın modern işçi hareketinin deneyimine herhangi bir biçimde güvenmek istemeyen, inanılmaz iddialarla ortaya çıkan kişilerin ne mal olduğunu tam olarak bilmesi gerekir.” (cilt-IV, s,216-217)

*Lenin’e ait alıntılar İnter Yayınlarının Seçme Eserler adlı çalışmalardan alınmıştır.

Sayı 18 (Ağustos – Ekim 2005)