EMO’dan Mehmet Yeşiltepe’yle İlgili Basın Açıklaması…

ELEKTİRİK MÜHENDİSLERİ ODASI İSTANBUL ŞUBESİ’DEN ÜYELERİ

MEHMET YEŞİLTEPE VE ABDULSELAM SULTAN’LA İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI

Elektirik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin düzenlediği basın toplantısına Mehmet Yeşiltepe ve Abdulselam Sultan’nın yakınları ve avukatları katıldı. Bu hukuksuzluğun bir an önce giderilerek tutuklanan üyelerin serbest bırakılması istendi. EMO İstanbul Şube Başkanı’nın açıklamasından sonra avukatlar, aileler ayrıca Mehmet Yeşiltepe’nin rahatsızlığına ilişkin İstanbul Tabip Odası temsilcisi konuştu.

EMO’NUN AÇIKLAMASI: ÜYELERİMİZ MEHMET YEŞİLTEPE VE ABDÜLSELAM SULTAN SERBEST BIRAKILSIN

Üyelerimiz (20765 oda sicil numaralı) Mehmet Yeşiltepe ve (38910 oda sicil numaralı) Abdülselam Sultan, 27 Nisan tarihinde Bostancı operasyonu ile eşzamanlı yapılan operasyonlarda gözaltına alınmış ve ardından tutuklanmışlardır. Üyelerimizin tutukluluk hallerine itiraz edilerek tahliye edilmeleri isteği, 8 Mayıs günü, “Delil toplanma aşamasında bulunulduğundan, ayrıca olayın toplumda meydana getirdiği büyük sarsıntı ve infial de nazara dikkate alınarak” reddedilmiştir.

AKP siyasal iktidarının yürüttüğü neo-liberal programlarla halkın en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale geldiği bu günlerde, bu sürece karşı verilen tepkiler; tırmandırılan anti-demokratik uygulamalarla etkisizleştirilmeye çalışılıyor.

Uzun süredir ülkemizde muhalif kimlikli insanlar, aydınlar, bilim insanları sindirilmeye çalışılıyor. Daha 3 gün önce kaybettiğimiz topluma mal olmuş kimliği olan Türkan Saylan‘ın da evinin basılarak aranması, bu baskıların bir biçimini gözler önüne sermektedir.

Bilindiği gibi her 1 Mayıs öncesinde yapılan operasyon ve gözaltılar 2009 yılında da tekrarlanmıştır. 27 Nisan tarihinde gerçekleştirilen operasyonlar sırasında Bostancı‘da bir çatışma yaşanmış; üzücü ve sarsıntı yaratan ölüm ve yaralanmalara yol açmıştır.

Her türlü şiddete karşı olduğumuzu belirtirken; Bostancı operasyonunun toplumda yarattığı “sarsıntı ve infial” gerekçesiyle üyelerimizin tutukluluk hallerine yapılan itirazlar reddedilmiştir. Hukukta Masumiyet karinesi söz konusudur, kimse yargılama süreci sona ermeden suçlu ilan edilemez.

 Üyelerimizin her ikisi de basın-yayın işlerinde çalışan, yerleri ve adresleri belli olan, delil karartma ihtimalleri bulunmayan kişilerdir. Aylardır teknik takip altında tutuldukları açıklanan üyelerimizin gerektiğinde bilgilerine başvurulması çok kolay olduğu halde sabaha karşı yapılan operasyonlarla ve adeta suçlu ilan edilerek gözaltına alınmaları, tutukluluk hallerinin kendilerinin yaratmadığı “infial” nedeniyle devam ettirilmesinin, toplum vicdanını zedelediğini düşünmekteyiz.

Üyelerimizle ilgili tutuklanma sonrasında yapılan açıklamalar, basına servis edilen gayri resmi bilgiler ve kimi basın yayın organlarının sorumsuz yayınları da bu hukuksuzluk ve peşinen suçlu ilan etme tutumunu devam ettirmiş, son yıllarda giderek artan bu uygulamalara bir yenisi daha eklenmiştir.

Süren bir yargılama hakkında görüş belirtmenin suç sayıldığı, kimi insanlar hakkında bu yönde soruşturmaların açıldığı bir süreçte, meslekleri, işyerleri ve evleri belli olan insanların bilinmeyen odakların kamuoyuna servis ettikleri uydurma bilgilerle yargı süreci tamamlanmadan mahkum edilmelerinin; üyelerimizin kişilik haklarını ve savunma haklarını tahribata uğratacağı şüphesindeyiz.

Üyelerimiz çalıştıkları işlerini kaybetmek durumuyla karşı karşıya kalmışlardır. Ayrıca ailesi tarafından belirtilen raporlarda, halen tedavisi süren hastalıkları (Boyunda ve belde fıtık, dalak büyümesi, hayati tehlike arzeden beyninde su toplaması denilen Hidrosefali hastalığı*) mevcut olan Mehmet Yeşiltepe için tutukluluk hali aynı zamanda yaşamsal bir konudur ve telafisi mümkün olmayan ciddi sonuçlara yol açacağı endişesini taşımaktayız.

Haksız ve adalet duygusunu zedelediğine inandığımız bu durumun; olayların gelişme şekli, tutukluluk gerekçeleri, ciddi sağlık problemleri göz önüne alınarak, bu davada üyelerimizin yargılanması sürecinin kurumsal olarak takipçisi olacağız.

Saygılarımızla…

Erhan KARAÇAY

Elektrik Mühendisleri Odası

İstanbul Şubesi

36. Dönem Yönetim Kurulu

Başkanı

(*) Hidrosefali hastalığı görme bozukluğu, bilinç kaybı, bayılma, sürekli baş dönmesi ve ağrı biçiminde ilerleyen ve herhangi bir darp durumunda ölüme sebebiyet veren bir seyir izlemektedir.

MÜVEKKİLİMİN YAŞADIKLARI

AZİZ NESİN’LİK TRAJİKOMİK BİR ÖYKÜ GİBİDİR*

Toplum vicdanını yaralayan hukuk adına vahim bir tablo ile karşı karşıyayız. Bu durum tüm toplumu tehdit edebilecek bir noktaya doğru gidebilir. Adeta Aziz Nesin’lik bir öyküyü andırmaktadır. Müvekkilim Mehmet Yeşiltepe, düzenli olarak işine gidip gelen toplum nezdinde saygın bir mesleğe sahip olan bir kişidir. Adını 1 sene önce tesadüfen gazeteden okuduğu bir örgütün üyesi olmak iddiası ile bir gün sabaha karşı aynı filmlerdeki gibi evi basılarak kendisine hiçbir açıklama yapılmadan gözaltına alınmıştır. Ancak evden alınan eşyaların tutanağını imzalarken, tesadüfen hangi nedenle gözaltına alındığını öğrenmiştir. Bu işte bir terslik olduğunu söylemiş elleri dahi kelepçelenmeden adeta yarın dönecekmiş gibi emniyete gitmiştir. Emniyette de yine bu işte bir terslik olduğunu belirtmiş avukatını bile beklemeye gerek duymayan bir özgüvenle bir an önce ifade verip serbest kalmak istediğini söylemiştir. Müvekkilim içeride bunları söylerken başarısızlıklarını müvekkilim üzerinden kapatmaya çalışan birileri onu lekeleyerek, ona çamur atarak, onun örgütün teorisyeni olduğu, Yalçın Küçük ile çekilmiş fotoğraflarının bulunduğunu basına servis etmiştir. Müvekkilim üzerinden bir karalama kampanyası başlamıştır. Oysa Yalçın Küçük bu haberlerin ardından yaptığı açıklamada fotoğraftaki kişinin oğlu Devrim Küçük olduğunu açıklamış bu haberleri yapan basın kuruluşlarına ise yüklü bir tazminat davası açacağını belirtmiştir.

Emniyet müdürü Celalettin Cerrah şüphelilerin Savcılıkta ifadeleri dahi alınmamışken kamuoyunda bozulan imajını düzeltmek için düzenlediği basın açıklamasıyla kendi başarısızlığını masum insanları hedef göstererek kapatmaya çalışmıştır. Bunun sonucunda mahkeme müvekkilimin 1 yıl önce adını tesadüfen okuduğu bir örgütün üyesi olduğu iddiası ile tutuklanmasına karar vermiştir.

Soruyoruz hukuk bunun neresinde?

  • – Ev araması yaparken arama kapsamı ve nedeni belirtilmek zorundadır.
  • – Savcılık aşamasında 4 ayrı savcının ifade alması iddia makamının olaya bütünlüklü bakması açısından sakınca doğurmuştur.
  • -Ortada tutuklamayı gerektirecek bir şüphe hali yokken müvekkilim tutuklanmış ve mağdur edilmiştir. ( Kendisi düzenli bir işte çalışmakta ve her gün işyerine gelip gitmektedir. Sabit ikametgâhı vardır ve arandığında nerede bulunacağı bellidir.)
  • -Dosya üzerinde mevcut olan gizlilik kararı sebebiyle savunma hakkı elinden alınmıştır.

MÜVEKKİLİMİN ÇOK CİDDİ SAĞLIK SORUNLARI MEVCUTTUR.

            Birçok hastalığının yanında yaşamsal riski çok fazla olan, halk dilinde beyinde su toplaması olarak bilinen Hidrosefali rahatsızlığı mevcuttur. Bu rahatsızlık kendisinde yoğun baş dönmesi, denge bozukluğu, çok yoğun baş ağrısı, görme bozukluğu, bayılma gibi durumlara yol açmaktadır. Tedavi edilmediği taktirde ölüme sebebiyet veren geri dönüşü olmayan sonuçlar ortaya çıkabilecektir. Müvekkilim gözaltına alınmadan önce ciddi bir beyin ameliyatının hazırlıklarındaydı. Bunlar raporlarıyla sabittir. Kendisi Tekirdağ 1 Nolu F tipi hapishanesinde konulduğu tek kişilik tecrit hücresinde hastalığın beyninde oluşturduğu basınçtan fenalaşmış, revire kaldırılmıştır. Oradaki doktor kendisini cerrahiye sevk etmiştir. Bu hastalık ameliyattan sonra tedavi süreci çok uzundur. Çok özenli bir bakım gerekmektedir. Ancak böyle ciddi bir hastalığın hapishane koşullarında tedavisi mümkün değildir.

Tüm bu nedenlerden dolayı müvekkilimin, avukatı ve ailesi olarak bu hukuksuzluğun, mağduriyetinin giderilerek, tedavi sürecinin gecikmeden başlayabilmesi için bir an önce serbest bırakılmasını istiyoruz.

* Mehmet Yeşiltepe’nin Avukatının Açıklaması

İSTANBUL TABİP ODASI TEMSİLCİSİNİN MEHMET YEŞİLTEPE’NİN HASTALIĞINA İLİŞKİN GÖRÜŞÜ

Hidrosefali yaşamsal riskleri çok ciddi olan bir rahatsızlıktır. Beyinde toplanan su ölüme sebebiyet veren sonuçlara yol açabilir. Bu suyun beyinden çok özel bir ameliyatla alınıp bir kanalla karın boşluğuna gönderilmesi gerekmektedir. Avukat arkadaşında belirttiği gibi bu hastalık cezaevi koşullarında tedavisi mümkün bir hastalık değildir. Bize aile bu hastalığın takibi için başvuruda bulundu. Bizler de bu dosyayı inceleme yapması için TTB ve Tekirdağ Tabip Odası’na gönderdik. Gereken incelemeler yapılacaktır. Zaten hastanın bir ameliyat hazırlıkları da dosyayla sabit. Bu yüzden biz de bu sürecin takipçisi olacağız. Mağduriyetin bir an önce giderilmesini istiyoruz.