TEKEL İŞÇİLERİNİN AYNASINDA GÜNDEM
VEYA NASIL YAPMALI?
SORU: Tekel işçilerinin eylemi gündeme oturmuş olsa da, en sıcak anında bile, ülkede darbe tartışmalarının ivmesi düşmedi. AKP'nin darbeleri açığa çıkaran, hukukun üstünlüğüne vurgu yapan bir jargon eşliğinde, demokratikleşme beklentisi içinde olan kesimlerin önemli bir kısmını yedeklediği görülüyor. Bu bağlamda AKP'ye karşı çıkarken, darbe yanlısı görülmek veya bu şekilde yaftalanmak gibi bir riskte söz konusu. Böyle bir yanılgıyı önlemek için ne yapmak gerekiyor?
EGEMEN AKTÖRLERİN SİVİLLEŞME VE DEMOKRATİKLEŞME TİYATROSUNA ALTERNATİF BİR BAKIŞ
Sömürü,
eşitsizlik ve baskı üzerine kurulmuş sınıflı toplumlarda egemenliğin tesisinde,
din gibi uyuşturma araçlarının yanında, yalanla ve çeşitli numaralarla algının
yönlendirilmesi, her dönem başvurulan bir yol olmuştur. Ne var ki bugün gelinen
aşamada, artık bu araçlar, egemenlerin elinde bir sektöre, profesyonel kadrolar
eşliğinde imkanlar dizisine dönüşmüştür.
Önder BABAT, 3 Mart 2004 tarihinde dergi büromuzun önünde profesyonel bir alçaklıkla katledildi. Devlet biçiminde örgütlenmiş güçler, tarafından işlenen bu politik cinayet, yine devlet kurumları tarafından unutturulmaya, üzeri örtülmeye çalışıldı.
Kimi
direnişler vardır ki içinde bulunduğu tarihsel kesitte, amaçladığından daha
büyük kazanımların önünü açar. Bu tip direnişler, örgütlülük ve politiklik
seviyesini aşan anlamlar kazanabilir. Türkiye işçi sınıfı tarihinde böylesi
eylemlerin başında "Kavel" direnişi gelir.
İnsanlık, yeni
bir yıla merhaba derken kapitalizmin yarattığı bütünsel yıkım katlanarak devam
ediyor. Başta Ortadoğu olmak üzere dünyanın birçok coğrafyasında halklar,
emperyalist saldırganlık ve savaşla katlediliyor. Diğer yandan ise yine
egemenlerin müsebbibi olduğu ekonomik kriz, işsizlik, açlık ve bunların
getirdiği yük emekçi halkların sırtına yıkılıyor. Bu noktada 2010'un, dünyanın
hemen her yerindeki emekçi halklar için çok daha ciddi sınavlara gebe olduğunu
söylemek gerekiyor.
Emperyalizm çağında burjuvazinin devrimci niteliğini yitirmesi, demokratik sorunların çözümünü devrim meselesi haline getirmiştir. Burjuvazi ortaya çıktığında; ulusal pazarlarını çizmek, kadın emeğini sanayide kullanabilmek, kilisenin hakimiyetini kırarak inanç sorunlarında laik (!) bir çizgi tutturmak gibi adımları, çıkarı gereği atmıştı. Ancak bizim gibi kendi iç dinamikleriyle gelişmiş burjuvazisi olmayan toplumlarda demokratik sorunlar çözülememiş, aksine soruna muhatap olan halk kitleleri baskı ve sindirme yoluyla susturulmaya çalışılmıştır.