|
DEVRİMCİ TUTSAKLAR ONURUMUZDUR Bazen, öyle tarihi anlar olur ki, dünyanın neresinde olursa olsun, kendisini insan olarak tanımlayan hiçbir canlının sırt çeviremeyeceği, görmezden gelemeyeceği gelişmeler yaşanır. İşte Türkiye coğrafyası, bu tür gelişmelerin adeta rutinleştiği ve olağanüstülüklerin olağanlaştığı bir yer haline gelmiştir. Bu, insanlığa soluk almayı bile çok gören faşizmin, giderek kararan rengine ait bir tablodur. Bu tabloda en karanlık yeri hapishaneler oluşturmaktadır. Halk düşmanı rejimlerde hapishaneler, tutsaklar için bir ölüm evi, dışarıdakiler için ise bir tehdit aracı olarak görülür. Faşizmin, halkların ruhunda kanamaya sebep olacağına inandığı hançerleri saplamaktan bıktığı görülmemiştir. İkna yöntemleriyle, uzlaşma çabalarıyla faşizme geri adım attırmak olası değildir; faşizme karşı ancak dövüşerek ayakta durulabilir. Bu nedenle; dışardakilerin dışarıda, içerdekilerin içerde, yurtdışındakilerin de bulundukları alanlarda böyle bir dövüşün gereklerini yerine getirmesi, bir insanlık görevi olduğu kadar, geleceğine sahip çıkmanın da bir gereğidir. Sınıflar mücadelesinin uzlaşmazlık karakterini doğru kavrayanlar, sınıf düşmanlarıyla nerede, nasıl ve hangi araçlarla dövüşeceğini bilir; bu uzun soluklu mücadelenin, zafere götüren basamaklarını ustaca çıkmayı başarırlar. Elde edilen kazanımı bir başka kazanımla birleştirip kalıcılaştırmak ve bunu yaparken, mücadelenin değişen araçlarla ve güç dengeleriyle devam edeceğini bilmek, bu ustalığın gereklerinden biridir. Türkiyede uzun süredir F tipi adı altında tasarlanan ve gerek zorbalıkla gerekse hileyle uygulamaya sokulmak istenen proje; genelde halkı, özelde devrimci tutsakları teslim almayı, kişiliksiz, edilgen ve güdülebilir hale getirmeyi amaçlayan bir saldırıdır. Uzun süredir F tipine (hücrelere) karşı yürütülmekte olan mücadelenin aldığı son biçimlerden biri de ölüm orucudur. Bugüne dek bedel ödeyerek döşenen direnme taşları, yine bedel ödeyerek ve çeşitli biçimler alarak birbirine eklenecek ve sınıflar mücadelesinin bir parçası olan hapishanelerde devrimcilerin ayaktaki duruşu varlığını sürdürecektir. Bugün Türkiye egemenlerinin yapmakta olduğu şey, devrimci öfkeyi sınamak ve devrimci iradeyi teslim almaya çalışmaktır. Ancak, tarihteki mücadele pratikleri göstermiştir ki, devrimci öfkeyi sınayanlar, sahnedeki yerini kaybetmiş ve devrimci irade zaptedilemez bir akışla önünü açmayı sürdürmüştür. Yeter ki doğru yerde duralım ve yeter ki doğru yerden bakalım; görülecektir ki ne Türkiye, ne de Türkiye hapishaneleri uzağımızda değildir. Eğer, duyarsızlık karası yüreğimizi kaplamamış ve bencillik, ruhumuzu ve beynimizi çelmeler hale gelmemişse; hiç vakit kaybetmeden harekete geçmeli, devrimci tutsakların yalnız olmadığını göstermeli ve hücreleri yıkma sürecine omuz vermeliyiz. *KAHROLSUN FAŞİZM *YAŞASIN DEVRİMCİ DAYANIŞMA! *HÜCRELERİ YIKACAĞIZ! DEVRİMCİ YOL Yurtdışı Komitesi
DEVRİMCİLER ÖLÜMSÜZDÜR Hollandanın Rotterdam kentinde, Turkiyedeki siyasi tusakların F tipi cezaevlerine karşı başlatmış olduğu ölüm oruçlarını desteklemek amacıyla, 31-11-2000 tarihinden itibaren Rotterdam Belediyesinin önünde kurulan bir çadırda süresiz olarak açlık grevine başlanmıştır. Son olarak 9-12-2000 tarihinde Gurup Yorumun da katılmış olduğu bir etkinlik sonrası, TC devletinin bir uzantısı olan faşist bir gurup tarafından, çadırda bulunan insanlara karşı bir saldırıda bulunulmuştur. Bu saldırı sonrasında, süresiz olarak açlık grevinde bulunan yiğit yoldaşımız CAFER DERELİ, kalbinden aldığı bıçak yarası sonucu şehit düşmüştür. * CAFER DERELİ YOLDAŞ ÖLÜMSÜZDÜR * FAŞİST SALDIRILAR BİZLERİ YILDIRAMAZ * FAŞİZMİ DÖKTÜĞÜ KANDA BOĞACAĞIZ
Hollanda DEVRİMCİ HAREKET
|