|
DEVRİMCİ HAREKET'TEN Geride bıraktığımız süreçte hiç kuşkusuz en önemli gündem 1 MAYIS olmuştur. Bu sayımızda çeşitli il ve ülkelerden 1 MAYIS kutlamalarına dair görüntülere yer verdik. O alanlarda neler olduğu, birbirinden farklı pek çok kare üzerinden anlatılabilir. Biz şimdilik, bunlara yer vermemeyi tercih ediyoruz. Okurlarımız, 1 MAYIS sonrası yayınlarda fiilin kendisi ile yazılanlar arasındaki açıyı görmüştür. Ne yazık ki Türkiyeli devrimciler, bir araya geldikleri hemen her zemini (toplantılar dahil) bir çeşit rekabet ortamı olarak algılamayı, kendisi dışındakileri ya yok saymayı ya da olumsuzluk atfetmeyi sürdürüyor. Örneğin; Ekmek ve Adalet, Trabzon'daki provokasyonun alana taşınması konusunda yalnız bırakıldığını yazmış ve sadece birkaç kortejde bu konulu pankartların olduğunun altını çizmiş. Bu, elbette ki uzun bir konudur. Ama biz, olayın gerçekleştiği dönemde sürece bakışımızı iki kez kamuoyu ile paylaşmıştık. Ancak, olayın yaşandığı dönem ortaya konan pratik ve teorik tavırlarda olduğu gibi 1 MAYIS'a taşıma biçiminde de Ekmek ve Adaletçi arkadaşlarla önemli duruş farklılıkları taşıdığımızı belirtelim. Biz 1 MAYIS'ta yanıt vereceğimizi söylemedik; ama, 1 MAYIS yanıt olacaksa; bu, oradaki devrimci özün bütünüyle olur. Yani kıstas, doğrudan o konuyu anan döviz veya pankartlar olmaz. Kaldı ki biz “Provokatörler tutuklansın” dövizini özellikle yadırgadığımızı belirtelim. Fotoğrafta tekme atan şahsın tutuklanması talebini geri bir talep olarak görüyoruz. Bizde 12 Eylül öncesinde “MHP, Ülkü Ocakları kapatılsın, Türkeş tutuklansın” talebinde bulunan yapının siyaset tarzını çağrıştırdı. Söz konusu talebin, sistemin kendi iç çelişmelerini açığa vurduğu, hukuksuzluğu tarif ettiği söylenebilir; ama bu, duruştaki “sınırlı ve geri” niteliği değiştirmiyor. Kısacası, bu konuda da başka konularda da yapacak çok şey var. Ve bunların tartışılma biçimi de zemini de bu olmamalıdır. Diğer bir ifadeyle halkın devrimcilerden yolgöstericilik, fikri yönlendiricilik, bulanıklığa karşı açıklık/berraklık beklediği bu koşullarda; özel bir öneme sahip olan dergiler, bir sol içi didişme aracı olmaktan çıkarılmalıdır. Bu sayımızda, Önder yoldaşımızın katledilişinin 1.yılında yapılan etkinliklerden de çeşitli kesitlere yer verdik. Ama, dayanışma için yaptığımız çağrıda da belirttiğimiz gibi onu yaşamın çeşitli alanlarına taşıyarak var etmeye devam edeceğiz. Bu arada geçtiğimiz günlerde Yaşathak Aslan imzasıyla “Devrimci Yol kavgamız bitmeyen sevdamız bir dönem 1980-85 yılları” başlığıyla bir kitap yayınlandı. Özellikle Devrimci Yol'un bir dönemini yansıtma iddiası bizi ilgilendiriyor. Bilinir ki bir tarih, objektif verilerle, aslına uygun biçimde yansıtılmadığında ortaya bir resmi tarih ya da öznellikle malul bir durum ortaya çıkar. Bizler, bu kitapta yazarın subjektif niyetinin gerçekliğin önüne geçtiğini gördük. Bu nedenle, önümüzdeki günlerde aynı tarihsel dönemi anlatan bir çalışma hazırlamaya karar verdik. Bu konuda söyleyecek sözü ve belgesi olan dostlarımızın bize ulaşmasında yarar görüyoruz. Sevgiyle kalın...
|