|
VE EMPERYALİZM SANIK SANDALYESİNDE!!! Hakan YALÇIN Çiviyazıları yayınevinin Küba devriminin 40. yılı dolayısıyla çıkarmış olduğu: “Küba Emperyalizmi Yargılıyor” isimli kitap; Küba devrimi, devrimden sonra sosyalizmin inşaası, ABD emperyalizminin devrimci hükümeti yıkma girişimleri ve Küba ile ilgili daha bilinmeyen bir çok gerçeği açıklıyor. Kitap, Ernesto Che Guevera’nın ve Fidel Castro’nun kısa biyografileriyle başlıyor. Bu kısa yaşam öykülerinde, Fidel ve arkadaşlarının ülkeye dönüşleri ve Batista rejimini yıkarak gerçekleştirdikleri devrimi de kısa ve öz olarak yeniden hatırlatıyor. “Küba Emperyalizmi Yargılıyor”; Fidel Castro’nun 26 Eylül 1960’da ve 12 Ekim 1979’da BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmaları ve Ernesto Che Guevera’nın, 25 Mart 1964’de Cenevre Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nda Küba adına yaptığı konuşmayı ve yine Che’nin, 11 Aralık 1964’de BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmayı ve Harlem’de Castro’nun Müslüman lider Malcolm X ile yaptığı sohbeti içeriyor. Castro BM’de yapacağı konuşma için New York’a geldiğinde, ABD tarafından yapılan yoğun bir saldırı ve tecrit politikasına maruz kalır. Onları Küba’dan New York’a getiren uçağa el konulur, hiç bir otelde kalacak yer bulamazlar, BM’nin bahçesinde çadırda yaşamak zorunda kalırlar. Son anda Müslüman lider Malcolm X, Fidel’i ve heyetini kabul edip Harlem’de ağırlar. Saldırı ve karalama kampanyaları bitmez. Amerika’daki karşı devrimci Küba’lılar gösteri yaparlar ve gazeteler Castro’nun kaldığı oteli geneleve çevirip, zevk-i sefa içinde yaşadığı yönünde haberler yaparlar. Bütün bu zorluklara rağmen Castro BM’deki o tarihi konuşmasını yapar ve dünyanın tüm dikkatini üzerine çekmeyi başarır. Castro’nun BM’de yaptığı bu konuşma, sık sık diğer ülke temsilcileri tarafından uzun süreli alkışlarla kesilir. Kabaca bakıldığında kitabın sadece can sıkıcı resmi konuşmalardan ibaret olduğu sanılabilir. Ama Che ile Fidel’in yaptığı bu konuşmalar; Emperyalizmin azgelişmiş ülkeler üzerindeki sömürüsü ve talanı, halklar üzerindeki terör, ekonomik eşitsizlik, ABD emperyalizminin çeşitli ülkeler üzerindeki darbe girişimleri ve devrimci ayaklanmaları bastırma çabaları, yine ABD’nin Küba’ya dolaylı ve dolaysız yollardan yaptığı silahlı saldırılar ve provokasyonlar, Küba’ya konulan kotalar, ambargolar, devrimci hükümeti yıkma girişimleri ve emperyalizmin dünya üzerinde uyguladığı haksız uygulamaları içeriyor. Fidel Castro’nun BM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmasından çarpıcı bölümler: “Dünyanın bir lokma ekmek bile bulamayan çocukları adına konuşuyorum. (Alkışlar) İlacı olmayan hastalar adına konuşuyorum. Yaşam ve insanlık onuru reddedilenler adına konuşuyorum. Bazı ülkelerin denize kıyısı vardır, bazılarının yoktur. Bazılarının enerji kaynakları vardır, bazılarının yoktur. Bazılarının gıda üretimi için bereketli toprakları vardır, bazılarının yoktur. Bazılarında hava kirliliğinden dolayı nefes bile alınmasını engelleyecek derecede makine ve fabrika varken, (Alkışlar) bazılarında ancak günlük ekmek parasının kazanılabildiği cılız kollar vardır. Kısaca, bazı ülkelerin zengin kaynakları varken, bazılarının hiçbir şeyi yoktur. Onların kaderi nedir? Açlıktan ölmek mi? Ebediyen yoksul olmak mı? O halde uygarlık nerede kaldı? İnsan vicdanı nerede kaldı? BM nerede kaldı? (Alkışlar) Dünya nerede kaldı? Tüm dünyada açlıktan ölmek üzere olan ya da tedavi edilebilir hastalıklardan dolayı ölen on milyonlarca insan adına barıştan söz edilemez. 900 milyon okur-yazar olmayan adına barıştan söz edilemez. Yoksul ülkelerin zengin ülkeler tarafından sömürüsü son bulmalıdır! (...) Sözler yeter! İcraata ihtiyacımız var! (Alkışlar) Soyutlamalar yeter! Somut eylemlere ihtiyacımız var! Kimsenin anlamadığı spekülatif yeni bir uluslararası ekonomik bir düzen hakkında konuşmak yeter! (Kahkahalar ve alkışlar) Herkesin anladığı gerçek, nesnel bir düzenden söz etmeliyiz! Buraya bir devrim kahini olarak gelmedim. Dünyanın şiddetli bir şekilde çalkalanması istemeye ya da dilemeye gelmedim. Burada haklar arasında barış ve işbirliğinden söz etmeye geldim. Ve bugünkü adaletsizliklere ve eşitsizliklere barışçı yollardan ve akıllı bir şekilde son vermezsek, geleceğin felaket olacağı uyarısında bulunmaya geldim. (Alkışlar) Uluslararası arenada, silah sesleri, tehditkâr üsluplar son bulmalıdır. (Alkışlar) Dünyanın sorunlarının nükleer silahlarla çözülebileceği yanıltması artık yeter. Bombalar açları, hastaları ve okur-yazar olmayanları öldürebilir, ama açlığı, hastalıkları ve cehaleti öldüremez. Halkların haklı başkaldırılarını da öldüremez. Ve büyük yangında bu dünyada en çok kaybedecek şeyi olan zenginler de ölür. (Alkışlar) Silahlara elveda diyelim ve uygar bir tavırla zamanımızın en acil sorunlarına kendimizi adayalım. Bu, dünyadaki tüm devlet adamlarının sorumluluğu ve en kutsal görevidir. Dahası, bu insanlığın varlığını sürdürmesinin temel koşuludur. Teşekkür ederim. (Uzun süreli alkışlar) (...) Sık sık insan haklarından söz edilir, ancak insanlığın haklarından da söz etmeliyiz. Bazıları, diğerleri pahalı arabalara binsin diye, neden yalınayak yürümeli-Bazıları, diğerleri 70 yaşına kadar yaşasın diye, neden ancak 35 yıl yaşamalı? Bazıları, diğerleri abartılı biçimde zengin olsun diye, neden sefalet içinde olmalı?” Ve, Enesto Che Guevera: “Ben, bir Latin-Amerika ülkeleri yurtseveriyim. Ne zaman gerekse, hiç kimseden hiçbir şey istemeden, hiçbir şey talep etmeden, kimseyi kullanmadan herhangi bir Latin-Amerika Ülkesinin kurtuluşu için hayatımı veririm. Ve bu, yalnızca, şu anda kurula hitap eden kişinin düşünce tarzı değildir, bu tüm Küba halkının düşünce tarzıdır. Tüm Küba halkı yalnızca Latin-Amerika’da değil, dünyanın herhangi bir yerinde bir haksızlık yapılsa, onu kendi içinde hisseder. Jose Marti’nin muhteşem sözünü burada aktarabiliri: “Her gerçek insan, başkasının yanağına vurulan her tokadı kendi yanağında hissetmelidir...” Guevera verdiği söze uydu ve 1965 yılında Merkez Bankası başkanlığı ve Sanayi Bakanlığı da dahil olmak üzere yönetimdeki tüm görev ve sorumluluklarından çekildi ve diğer ülkelerdeki devrimci mücadelelere doğrudan katılmak üzere Küba’dan ayrıldı. İlk olarak Kongo’ya oradan da Bolivya’ya geçti. Askeri diktatörlüğe karşı bir gerilla hareketine önderlik etti. 8 Ekim 1967’de CIA’nın organize ettiği bir operasyon sırasında Bolivyalı askerlerle girdiği bir çatışmada yaralandı ve yakalandı. Ertesi gün öldürüldü. Küba; devriminin 41. yılında hala ABD emperyalizminin yanıbaşında varlığını sürdürmeye devam ediyor... “Küba Emperyalizmi Yargılıyor” her devrimcinin okuması gereken muhteşem bir kitap.
|