|
DİNLE BENERCİ
Dağlar arasında kıvrılan yol sonunda ağaçları gördü. Kayaların ufalarak çeperini sardığı küçük garaj tam ortasında duruyordu. Yolculuk etmek zevkli ve değişik olacaktı,dağlar çıplak,toprak kırmızıydı. Karşına dikiliveren yeşertilmiş toprakçıklar, zar zor büyütülmüş elmalıklar güneşle sarışmış, dostluklarının bu yılki üretimsizliği ile şaşkındı. Elması ünlü yöre aniden geliveren doluya dayanamamış,yaprakları yeşilden kül rengine dönmüş, büzülmüş, toğurda olan meyvesini dökmüştü.
Beyaz dolmuşun içinde, toprak yol boğazımı yakıyordu. Yer yer çatlamış, toz bulutuna dönmüş terli kollarıma yapışmıştı. Yanımda oturan dost ses durmadan anlatıyor, sevinçli bir kuş gibi cıvıldıyordu. Onları da tam o anda gördüm. Uzun bacakları ve kocaman kanatları ile havalanıverdiler. Leylekler, leylekler çığlığı ile sesime şaşkın baktım. Ağızlarında çocukluğumu taşıyorlardı sanırım getirip gözlerime bıraktılar.
Küçük bir kız. Adı da aklıda yağmur, getirip getirip öpücüklerle süsledi yanaklarımı. İçten ve sınırsız sarılışları ile özlemi eskitmek, gelecek için dirençler biriktirmek istiyorum. Beyaz dolmuşu, leylekleri dinlerken sesleniyor.
- Dinle, Benerci
- Uyumalı, dinlenmelisin sana masal kitabı vereceğim.
Yağmur fırlayıp uzaklaştı,yatağımdan. Uyumam için sinekleri ve inek kokusunu bıraktı yanıma,birde Benerci'nin “küçük kara balık” kitabını. Asla unutulmayacak bir aşık gibi sevdim kapağını, kara balık güzel çizilmemişti ama bakışları merak ve içtenlikle gülümsüyor, inanılmaz ışıklar saçıyordu. Birden yine daldı odaya,
-Duruyor mu?
-Duruyor,
-Çok özlemiş mi?
-Çok özlemiş, görünce öpüver dediydi, seni her öpüşümün biri onun için.
Fırladı gene,merdivenlerden indiğini biliyorum.yeşil küpeleri takıp gelecek az sonra bana hediye edecek, ablası usulca söylemişti. Hediye vermek hep zor gelir bana,yağmurda bana benziyor.
Ne yazmıştı giderayak ”egemenler, kapitalistler yalan söylüyor.bu üç günlük dünyada her şey boş diyorlar.şu yaşadığım üç gün bir ömre bedel, devrimcilerle yaşadığım, devrimcileştiğim üç gün bir hayat eder.” Duruyor yağmur duruyor, astığımız panonun al kırmızı kumaşı içine içinden dökülüveren senin güzelliğinde yazdıkların. Her gelene gösteriyor okutuyoruz üstelik. Küçük kara balık yeniden dönüyor başımın içinde.testere balığının saldırısına,annesinin tutuklayan korumacılığına direniyor, aklına ve inancına uyarak çıktığı yolda dereden göle, gölden nehire nehirden denize ulaşıyor. Denizde bir kara nokta,ak bir direniş oluyor. İnadını seviyorum.
-Neden bilmiyorsun Benerci?
“Küçük kara balık” bir daha görülmemiş, haber alınmamış. Çok olduklarından fark edilmemiştir belki de, adı yağmur olduğundan bilememişsindir, tanıyamamışsındır. Dinle Benerci sesi geliyor dışardan,” küçük kara balık “dertop dalıyor odama, kulaklarının damlasında yeşil taşlı küpeler sallanıyor. Utangaç bir bakışla çıkarıp avuçlarıma,yüreğimin tam yanına bırakıyor.söyle diyor söyle onlara,
-Ben devrimciyim
Dokuz yaşındaki yağmur kız, masalına yeni bir son yazıyor Benerci, umutlu bir son, dinle sende beğeneceksin.
|