Kızıldere Son Değil Savaş Sürüyor

DEVRİM ŞEHİTLERİ ÖLÜMSÜZDÜR!

Kızıldere Türkiye devrimci hareketi tarihinde enperyalizme karşı başkaldırının simgesi aynı zamanda da eşine az rastlanır bir devrimci dayanışma örneğidir. Bu nedenle aradan geçen 40 yıla rağmen sol yapılar Kızıldere’yi devrimci dayanışma ruhuyla andıklarını dostada düşmana da göstermek için 30 Mart 2012 Cuma akşamı Galatasaray Lisesi önünde toplanıp Taksim meydanına yürüyerek bir basın açıklaması gerçekleştirdiler. Devrimci Hareket’inde örgütleyicileri içinde yer aldığı eylemde “Kızıldere Son Değil Savaş Sürüyor”, “Yaşasın Devrimci Dayanışma”, “Kızıldere Şehitleri Ölümsüzdür”, “Mahir İbo Deniz Sürüyor Sürecek Mücadelemiz! gibi sloganlar atıldı.

Basın açıklamasında  şunlar dile getirildi:

KIZILDERE,

EMPERYALİZME KARŞI MÜCADELENİN VE SİPER YOLDAŞLIĞININ YÜKSELTİLDİĞİ GÜNDÜR!

            Kızıldere, emperyalizme karşı işçi-emekçi halklarımızın direniş bayrağının yükseltildiği gündür. Kızıldere’de katledilen devrimciler yok edilememiş; kendilerinden sonraki kuşakların da yolunu aydınlatacak olan devrim ve sosyalizm meşalesini tutuşturmuşlardır. Onların yaktığı bu meşale, bugün halen yolumuzu aydınlatmaktadır.

Bundan tam 40 yıl önce, 30 Mart 1972’de, Kızıldere’de, on devrimci, devlet tarafından katledildi. Mahir Çayan, Cihan Alptekin, Ömer Ayna, Ertan Saruhan, Sinan Kazım Özüdoğru, Hüdai Arıkan, Saffet Alp, Sabahattin Kurt, Nihat Yılmaz ve Ahmet Atasoy, Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarını engellemek amacıyla, NATO’ya bağlı Ünye Radar Üssü’nden, İngiliz emperyalizminin üç askerini kaçırdılar. On’lar bu yola çıkarken canlarını Deniz, Yusuf ve Hüseyin için ortaya koydular. Bu yüzden Kızıldere, devrimci dayanışmanın ve kardeşliğin, eşine az rastlanır örneklerinden biridir.

             6 Mayıs 1972’de asılarak katledilen üç karanfilimiz; Deniz, Yusuf ve Hüseyin, darağacında devrimci birer anıta dönüşmüş ve son sözleriyle Marksizmin-Leninizmin ideolojisini yükseltmişler ve halkaların kardeşliğine vurgu yapmışlardır.

            18 Mayıs 1973’te doksan gün süren işkenceler sonucu katledilen İbrahim Kaypakkaya, dünden bugüne direnmenin ne demek olduğunu hepimize öğretmiş; düşmanın zindanda da yenilebileceğini gösterirken, işçi, köylü, emekçi halklarımızın yüreğinde hak ettiği yeri almıştır.

            Sonuç olarak 1971’de açılan bu yol, yalnızca kahramanlık değil, asıl olarak, yarattığı ve bugünümüze armağan ettiği devrimci kopuşla anılmalıdır. Bu kopuş sadece teorik bir çıkış değil, aynı zamanda devrimci pratikle de ortaya konan iktidar hedefli bir mücadelede anlamını bulur.

İşte Kızıldere, böyle bir direniş kuşağının/geleneğinin, bizlerin bilincindeki en canlı örneklerinden biridir. Bizler, bugün burada omuz omuza duran devrimciler olarak Kızıldere’den öğrenmeye devam ediyoruz/devam edeceğiz.

Emperyalistler ve onların işbirlikçi ve uşakları bilmelidir ki, birgün ülkemizdeki emperyalist tahakkümü mutlaka ortadan kaldıracağız. Başta Malatya-Kürecik’te kurduğunuz ve Ortadoğu halklarına açık bir savaş ilanı olan “Radar Üssü’nüz olmak üzere, bütün saldırı araçlarınızı çöpe atacağız. Bu yüzden, siz emperyalistler ve onların ülkemizdeki işbirlikçileri ve uşakları, 6. Filo’yu sakın unutmayın!

Kızıldere’den Çorum’a, Maraş’tan Sivas’a değin, emekçi halklarımıza katliamdan başka hiçbir şeyi reva görmeyen dünün egemenleri ile bugünkülerin arasında öz itibariyle hiçbir fark yoktur. Devrimcileri, demokratları, yurtseverleri ve muhalif tüm kesimleri tutuklayan, hapishanelere koyan emperyalizm ve onun bugünkü maşası (ya da temsilcisi) AKP hükümeti, bu katliamcı geleneğin bugünkü versiyonudur. Sivas’ta 35 canımızı yakanlarla, o katilleri bugün ‘aklayanlar’, Uludere’de 35 Kürt köylüsünü bombalayarak katledenlerle, halklarımızın Newroz’unu kana bulayanlar ve Kızıldere’de yoldaşlarımızı katledenler aynı düzenin birbirini tamamlayan parçalarıdırlar.

Demokrasi makyajı altında, gericiliğin mevcut tüm biçimlerini pervasızca uygulayan, yeni anayasa tiyatroları eşliğinde emekçilerin kazanılmış haklarını birer birer ellerinden alan, istikrar kandırmacasıyla bizleri işsiz ve aç bırakan bu düzenin, emekçi halklarımıza zulümden başka verebileceği hiçbir şey yoktur!

İşte bu yüzden, burada bulunan devrimciler olarak diyoruz ki; tüm baskı ve katliamlara rağmen, bedeli her ne olursa olsun Mahir’ler, Deniz’ler ve İbrahim’ler gibi yaşayacak, onlar gibi mücadeleye devam edeceğiz. Devrim ve sosyalizm mücadelesini yükselteceğiz. Biz halkız, halkın katledilerek tükenmeyeceğini dosta da düşmana da göstereceğiz!

Çoşkulu geçen anma etkinliğini Demokratik Haklar Federasyonu, Devrimci Hareket, Emek Ve Özgürlük Cephesi, Emekçi Hareket Partisi, Kaldıraç, Proleter Devrimci Duruş birlikte organize etti. Ürün ve Köz Dergisi de anmaya destek verdi.

30 Mart 2012

image001 image002 image003 image004 image005