Kızıldere’nin yıldönümünde THKP-C ve Mahir


Mesele,

Ne ‘68’ ne de devamında ‘78’ idi.

Bilimsel disiplin ve felsefe ilişkisi

Hayat içinde test edildi

Ve isabet isabeti besledi.

Bugün bu diyalektik içinde kalarak aranmalı

Günün yanıtları ve en büyük şafağa götürecek

YOL’un kilometre taşları.

Yıldönümünde Kızıldere’yi anmak, doğru ve yol gösterici dersler çıkarmayı ve o dersleri sınıflar mücadelesinin ihtiyaçları bağlamında güncellemeyi gerektiriyor. THKP-C ve Mahir, doğmalardan-şablonlardan uzak, öznelliğe düşmeden dünya ve ülke tahlili yapmak ve bunun gereklerini örgütsel-fiili bağlamda yerine getirmektir.

Mahir, yaptığı bütünlüklü değerlendirmelerde tekel öncesi Marksizmden tekelci dönem Marksizmine yani Leninizme uzanan üretimi ülkeye ve güne taşımış, 1965-71 sürecinde emperyalizmin müdahalesini ve tekelci sermayenin gelişimini incelemiş ve sonuçta THKP-C’nin kuruluşu ile taçlanan sürece önderlik etmiştir.

‘71’ devrimciliği, bir kopuştur; TİP tekelinin kırılması, DEV-GENÇ’in o yapı içinde eritilmeye itirazı ve daha da önemlisi, Marksizmin Türkiye koşullarına uyarlanması bağlamında bir çıkıştır; kavrayışın feda ile iç içe geçerek bir kimliğe dönüşmesidir.

1970 Aralık’ında partileşen hareket, Marksizm’i Türkiye koşullarına uyarlarken, salt işçi sınıfı veya salt ordu içinde değil, gençlikten köylüye tüm toplum kesimleri içinde çalışma yapmış, demokratik devrim eksenli bir programla hareket etmiştir. Gerçekte bu Leninizmdir; hem parti hem cephe bilincidir; birleşik mücadele ve kesintisiz devrim perspektifidir; dolayısıyla da bugünkü mücadelenin de başarısı için zorunlu koşuldur.

Devrim yapmak için Marksizm

Mahir, Biz Marksizmi entelektüel gevezelik ve dünya devrimci hareketinin trafik polisliğini yapmak için okuyup öğrenmiyoruz. Biz dünyayı değiştirmek için, dünyanın Türkiye’sinde devrim yapmak için Marksizmi öğreniyoruz!” değerlendirmesi ile Marksizmin bir doğma değil yaşayan bir öğreti olduğu gerçekliğinin altını çizer. Yürüttüğü ideolojik mücadele, kavrayışta ve kavgada isabet oranını arttırır. Mahirlerden devralınan, devrim perspektifli sınıfsal kavrayış, bugün yaygınlıkla gözlenen sınıfsallıktan uzak, pragmatizmle malul, günü kurtarmakla yetinen eğilim karşısında önemini-güncelliğini koruyor.

THKP-C, Leninizmdir

THKP-C’nin niteliklerinden biri de devrimci dinamiklerin programatik uyumudur. Emperyalizm koşullarında gericileşen ve hiçbir demokratik talebe öncülük etme niteliği kalmayan burjuvazi karşısında atılacak her ilerici adım, her demokratik kazanım, ezilenlerin ortaklaştığı birleşik bir mücadeleyi, bir devrim programını gerektirir. Bu, ezen-ezilen saflaşmasıdır; parçalı mücadelenin yerini bütünlüklü, birleşik mücadeleye bırakmasıdır; Kürt sorununun, kadın sorununun, inanç sorununun, doğa ve insan mücadelesinin emekçi başlığı altında toplanmasıdır; bugün-yarın diyalektiğidir; kesintisiz mücadeledir.

Demokratik kazanımların kesintisiz biçimde sosyalist bir sürece evrilmesi, bugünden yarına tüm ezilenlerin günü ıskalamayan ama nihai hedefi yani köklü çözümü de gözeten kesintisiz mücadelesini gerektirir.

THKP-C, öz örgütlenme ile cephesel örgütlenme diyalektiğidir

Lenin’in “Yalnızca öncü ile zafer elde edilemez” sözü, öz örgütlenme ile cephesel örgütlenmenin yani kadrosal örgütlenme ile halkın kendini ifade edebildiği söz-yetki ve karar sahibi olduğu örgütlenmelerin neden ve nasıl birbirini tamamladığını anlatır. Bu diyalektik, Çin’de Sovyet örgütlenmesi, Küba’da Devrimi Savunma Komiteleri, Nikaragua’da Sandinist Savunma Komiteleri, Türkiye’de Direniş Komiteleri vb biçimde kendini gösterir. 2013’te Gezi’de de bugün Birleşik Haziran Hareketi’nde de aynı kavrayışın izlerini görmek mümkün. Bu, aynı zamanda Kızıldere’de aynı mevzide şehit düşen THKP-C ile THKO kadrolarının miras bıraktığı yoldaşlık bilincinin güncellenmesidir. Bugün de THKP-C’li olmak, hem parti hem cephe bilinciyle hareket etmeyi gerektiriyor.

Tutsak düştüğünde duvarların arasına, devrimci dinamizmi ve üretken potansiyelleri sınırlanmak istendiğinde TİP’in kapsama alanına, Marksizm denince ezbere-şablonlara sığmayan Mahir Çayan, Kızıldere’de yoldaşları ile beraber kuşatıldığı evde kurşunlarla yok edilememiş, halkların gönlünde, devrimci bayraklarda ve kavganın bizzat içinde yol gösterici bir pusula olarak yerini almıştır. Onun adıyla özdeşleşen nitelikler, dayanışma ve direniş kültürü, genelde ‘71’ devrimciliğinin özelde THKP-C’nin örnek alınması gereken nitelikleridir. Kızıldere’nin 45. yılında onların şahsında tüm devrim şehitlerini saygıyla anıyoruz.

DEVRİMCİ HAREKET

30 MART 2017